Nasıl anlatılacağımı bilmediğim bir hikâyenin kahramanıyım. Merak ediyorum acaba beni nasıl anlatacaklar. Kim seni ne yapsın demeyin, çünkü siz de bir başka hikayenin kahramanısınız. Peki ya siz, siz hiç merak etmiyor musunuz nasıl anlatılacağınızı? Sahi nasıl anlatacaklar acaba bizi, bizden sonra? Ben olsam beni nasıl anlatırdım diye düşünüyorum da, hmmmmmm,.. hala düşünüyorum.. Biraz hayal gücü, biraz da fantastik şeyler falan eklersem şöyle anlatılmak isterdim mesela:
Bir varmış, bir yokmuş sonra bir tane daha yokmuş, bir tane daha ve bir tane daha. Yani her şey var gibiymiş onun hayatında ama aslında yokmuş. Peki, bu nasıl mümkün oluyormuş? Böyle bir şey mümkün müymüş? Mümkünmüş tabi, onun hayatında her şey mümkünmüş. O imkânsız olan şeylere bile mümkün yaklaşmış. Vazgeçmemiş. İpimkansız şeylerden bile. İmkânsızmış yani olamazmış. O kadar imkânsızmış ki adeta mümkünsüzmüş. Ama o yine de vazgeçmemiş. SON
Son mu? Ama ya sonra? Sonra ne olmuş? Sonra ne mi olmuş? Sonrası yok, ne bekliyorsunuz ki? İmkânsıza ulaştığını söylememi falan mı? Hıh. Gerçekler şehrinde fazla takılıyorsunuz, bence bu yaz, tatili hayalde geçirin. Pişman olmazsınız. Sonrası yok. İmkânsızlar hala imkânsız mümkünsüzler hala mümkünsüzmüş onun dünyasında. Ama o yine de vazgeçmemiş. Hem neden vazgeçsindi ki? İnsan hayallerinden vazgeçebilir miydi? Evet, belki gerçekler şehrinde bir yeri yoktu kafasındaki mümkünlüklerin, ama ne önemi vardı ki bunun? Her şey kafamızın içindeki gibi olacak değildi ya? Hayal sonuçta. Altı üstü hayal. Gerçek olmak zorunda değildi. Gerçek olmak gibi bir hayali yoktu hayalin. O hayal olmaktan memnundu. O hayal olmayı seviyordu. Arada bir gerçeğe imrendiği oluyordu tabi. Olabilirdi neden olmasındı ki, herkesin hayatta imrendiği biri yok mudur? Hayalin de hep imrendiği bir gerçek vardı. O gerçek olmayı değil gerçekle olabilmeyi istiyordu. Kimse imkânsızı öğretmemişti hayale, bu yüzden hayal, hiçbir zaman gerçeğe ulaşamama ihtimalini geçirmemişti aklından. Gerçeğin, hayalin varlığından haberi bile yoktu belki. Ama hayal bir gün ulaşacağına inanıyordu gerçeğe. Kendine inanıyordu yani. Ve o gün geldiğinde ona onu ne kadar sevdiğini söyleyecekti. Hatta kafasında gerçekle buluştuğu sahneyi kurgulamıştı çoktan. Söyleyeceği sözleri bile. “Seni hayal gibi sevdim” diyecekti gerçekle buluştuğunda. …
-İyi de gerçeğin hayali seveceği ne malum boşa hayale kapılıyor. Belki bir gün ulaşacak gerçeğe ama o gün geldiğinde gerçek yüz çevirecek belki hayalden. Sonunda koca bir hayal kırıklığı.
-Hayal bu, ona göre her şey mümkün. Siz istediğiniz kadar imkânsız deyin. Hem işin gerçek kısmı da var bir de orasını dinleyin. Hayalin bilmediği bir gerçek. Hayalin o çok sevip hayalini kurduğu gerçek, çoktan hayale kapılmıştı. Hayalin ise gerçeğin bu durumundan haberi yoktu. Gerçek acı çekiyor, sızlanıyor, kıvranıyor, kendi kendini yiyip bitiriyordu. Gerçek için hayal imkânsızdı, olamazdı, mümkünsüzdü. Hatta gerçek nasıl olsa mümkünsüz diye hayale ulaşmayı bırakın denemeyi aklından geçirmeye bile korkuyordu kimi zaman. Dünyaya hayal olarak gelmiş olsa daha mutlu olacağını düşünüyordu. Hep hayal olmak istemişti. Gerçek olmak çok acıydı. Canını yakıyordu. Umut, imkân, mümkün, çok yabancı kelimelerdi gerçek için. Fazlaca benimsenmiş toplumsal kuralları, sınırları, yapamazsınları, edemezsinleri vardı gerçeğin. Henüz gençliğinin en güzel zamanlarında bu kadar çok imkânsızlığa boğulmuş olması şaşırtmasın sizi. Zira ana rahminde öğretiyorlardı bunları desem abartmış olmam.
Eee?
Ne eee?
Eeesi sonra ne oldu, gerçekle hayal kavuştular mı?
Kavuşmak mı?
Evet kavuşmak ya.. hadi anlatsana çok merak ediyoruz. Kavuştularsa nasıl oldu? Hayal mi söyledi ilk? Kesin hayal söylemiştir bak o kız da cesaret var. Gerçek korkağın teki..
Ben size onların ayrı olduğundan mı bahsettim ki siz kavuşmalarını beklediniz?
Nasıl yani?
Hala anlayamadınız mı?
Neyi?
Onları nasıl birbirinden ayrı düşünebilirsiniz. Gerçek hayalsiz, hayal gerçeksiz olamaz ki Sadece birbirlerinin farkında değiller. Aslında galiba suç bende. Böyle düşünmenize yanlış kullanılmış kelimelerim sebep oldu. Birbirleri diyerek iki farklılıktan bahsediyor gibiyim ama hayal ve gerçek diye bir şey yok. Yani hayal, gerçek; gerçek de hayal zaten. …