İsmini zor bildiğimiz şehrin sokaklarında geziyorduk pervasızca. Kaldırımlara kazınmış yüzünü unutmak mümkün olmamakla beraber kalbimden çıkarıp atmakta bir o kadar mantıksızdı.Saçlarında kalan ellerimin gözümün önünden gitmesiyse,Dünyayla bağlarımı koparmak adına verdiğim mücadelelerin sona ermesi demekti.
Saçma! Seviyordum, bahanelerle doluşuyordu ağzım.
İşlemeyeceğim günahları hesaba katıyordum da, yalnız başıma içmekten başka ne yapabilirim ki.Ya da ne zararım olur kendimden başkasına. Adın geçerken bile küfre uzak dilim. Bu Dünya bu kadar Cehennemken Cennet’ten başka neresi olabilir yerim..
Sen diye ölmek mantıksız.. Bir ip ya da bir ilaçla intihar etmekte saçma.. Ya boğulmayı beceremem ya da kusarım.. Silah ise .. Sessiz bir insanın ölümünün bu kadar gürültülü olması hiç de akıl karı bir iş değil..
Beklemekti. Ömrün bitmesini…
Seni beklemek gibi.. Azraile yalvarıp,zorlayarak ..
Ya da ne bileyim gel ecelim ol derim de.. Piç edersin diye korktuğumdan..
Beklemek en iyisi..