Bir yer vardı düşlerimde gezinen
Eski bir bahçede… Eski bir ev…
Zamanın durduğu ağaç gölgeleri
Yıkılmış bir çardakta nöbetteydi
Yaşanmamış her şeyin şahidiydi
Yosun kokan yorgun kiremitler
Panjurlar ilgisizliğin ayazında
Yitik bir sevgi ile sürgülüydü…
Odalar… Olabildiğince ışıksız, sessiz
Sofada tozlu bir sandıkta yazdıklarım
Kulaklarımda hala yankılanan
Perdelere sinmiş eski bir kırkbeşlik…
Hepsi yazılmamış bir hikâye gibi
Tortusunda acı olan hatıralar…
Neden içimi acıtıyor bunca hiçlikte
Alevsiz yanan bir geçmişin ayak sesleri
Nasıl oluyor da hala içimde esiyor
Dudaklarımı kurutan isyanlarım…
Cevabı bir yerde kaybettim… Bilmiyorum
Nadasta, yorgun bir yürek kaldı elde
Artık kapı çalsa da açmak istemiyorum…
Ferhat AĞAOĞLU