Kayıt Ol
Haz 9, 2019
139 Views
4 0

“Bırak Git”

Written by

      Minik çiçek tek bir gülümseyişe kaptırmıştı gövdesinde yer alan minik yeşil kalbini. Yine yapraklarını güneşe doğru açmış güneşlenip hiçbir şey düşünmezken üzerine eğilen bir gölgeyle açtı gözlerini. Ona doğru şefkatle bakan bir çift göz. İyice gerdirdi yapraklarını, daha büyük görünmek için. O sırada tek bir yaprağı sallanarak düştü toprağa. Tomurcuklarına kadar bedenine yayılan titreşimi hissetti. Başarmıştı, bu kocaman elleri olan gülümseyince dudaklarının kenarındaki çizgileri belirginleşen adam beğenmişti minik çiçeği.. ama alıp bahçesine götürüp istediği zaman tekrar bakabilecek kadar değil. Beğendiğini gösterircesine bir gülümseyiş gönderdikten sonra çiçeğe hafifçe ellerini uzatıp tek bir yaprağına dokundu. Çiçek fotosentezinin durduğunu o an fark etti. mor hareli beyaz yapraklarının kızardığı düşündü ki bu imkansızdı. Adam için birkaç saniye süren bu olay çiçek için yedi bahar sürdü.

     Adam yürüyüp gitti. Çiçek gidişini görmemek için bir an bile çevirmedi yapraklarını. Güneşe bakmaya devam etti. Kaskatı olmuş bedeniyle düşen yaprağa eğdi bakışlarını. Her sabah esneyip açtığı, güneşe doğru tutup iyice beslediği ve topraktan olabildiğince minerali onun için özümsediği anları düşündü. Bir rüzgar gelip uçurdu minik yaprağını. Yaprağın havada salınımını takip ederken adamın bir bahçe kapısını açıp içeriye girdiğini gördü. Minik çiçek kendini gövdesinde hissettiğinden beri karşıydı, düşmanıydı bahçelerin. O nerede açmak isterse orada açardı. Kimsenin  onu dikmesine, ekmesine gerek yoktu. Hem rüzgar, arılar ne güne duruyordu. Adamın bir bahçeye sahip oluşu ekşi bir su çekmiş gibi gövdesini titretti.

    Günler geçti. Daha önce orada olduğunun farkında bile olmadığı bahçeyle her gün ilgilenir oldu. Sabahları bütün çiçeklerden önce uyandı ve geceleri hepsinden geç uyudu. Adamın bahçesini sulamasını, yabani otları temizlemesini, akşam oturup bir çay eşliğinde kitap okuyuşunu izledi. Adamın kendisini alıp bir kitabın en sevdiği sayfasına koyduğunu hayal etti, gülümsedi. Eninde sonunda kuruyup gidecekti. Neden sebebi bu olmasındı?

    Başlarda günlerini su gibi akıtan bu hisler zamanla günlerinin geçmememesine sebep oldu. Ne olurdu rüzgar biraz daha esseydi yahut onu taşıyan arı biraz daha ileride bırakıverseydi polenlerini. Adama fark ettirmeden bahçenin bir kenarında yaşayıverirdi. Hem kimseye de ihtiyacı yoktu her şeyiyle kendi ilgilenirdi adama yük olmazdı…

    Açmak istediği yerde açamayan bir çiçek. Taç yapraklarını kaldırıp ara sıra bakıyor rengarenk çiçeklerin olduğu bahçeye, kendisiyse bahçe çitlerinin dışında kalmış. Geceleri yıldızlı gökyüzüne bakarken kapatıyor gözlerini kendini bahçenin içinde hayal ediyor.. sanki orada mevsim farklı.. oradaki çiçeklere değen güneş, esen rüzgar, toprağın minerali.. ne varsa farklı geliyordu.

Bekledi.

Bahar bitmişti.

Bekledi.

Yaz kavurucu sıcağıyla onu kucaklıyordu.

Bekledi..

Yaz bitiyordu.. yapraklarına değen rüzgarda sonbaharın fısıltılarını duydu..

Son bir günü kalmıştı. Diğer çiçekler bir şeyden habersiz tüm günlerini güneşin karşısında tembellik edip iyice genişleyerek geçirirken, çiçek tüm zamanını bahçeye bakarak geçiriyordu. Bu gidişle ne bereketli rüzgar diğer çiçeklerin arasından onun tenine değip polenlerini başka yerlere taşıyacaktı ne de işinde gücünde bir arı konmak için onu seçeçekti. Aklına ilk geldiği anda kovaladığı bir fikre şimdi sıkıca tutunmuştu. 

    Çiçek önce toprağın en uzak noktasındaki kökünü yavaşça yukarıya doğru çekmeye başladı. İyi gidiyordu. Yavaşça gün yüzüne çıkardı ve dimdik tuttuğu başını eğip baktı. İçinde hafifçe artmaya başlayan derin bir sızı hissetti. Sanki içinde bir karınca yürüyordu. Teker teker her bir yana yayılmış köklerini aynı şekilde kendine doğru çekti. Gücü gitgide azalıyordu. Toprağın altında onu sıkıca tutan kökleri onu şimdi eğik bile tutmayı tam olarak beceremiyordu. Yavaşça son kökünü de çıkardı. Yaprakları ve yeşil gövdesi köklerine ağır geliyordu. Olabildiğince hızlı davranarak kendini ileriye uzattı. Önce ön kökler sonra arka kökler.. Yürüme işini beceriyordu. Küçük olduğu  ve diğer çiçeklerin tek odak noktası güneş olduğu için kimse onu fark etmedi. Bir ara dengesini kaybedip yüzü toprağı hafifçe öptü ama hemen başını kaldırıp tüm gücüyle tekrar denedi.

 Adamın ilk adımı kadar yol gidebilmişti. toprağın altında bir an bile ilerlemeyi kesmeyen kökleri onu yarı yolda bırakmıştı. Sanki her harekette iyice içlerine çekiliyorlardı. Devam etti. Epey de yaklaşmıştı bahçeyi şimdi daha net görebiliyordu. Adam gün batımının dalga dalga turunculuğunu izliyordu. Önce en öndeki köküne sonra da sırayla diğer köklerine söz geçiremez oldu. Durdu. Daha fazla ilerleyemeyeceğini anladı. Son gücüyle başını biraz daha yukarı kaldırmaya çalışırken yorgun gözlerle adama baktı.

Aklından nereden duyduğunu anımsayamadığı bir şiirin dizesini geçirdi.

Latest posts by Yağmur (see all)

Article Categories:
Hikaye Öykü

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.