Kendi sosyal medya hesaplarımızda hepimiz birer pop starız, sanatçıyız, bilim insanıyız…
Gerçek hayatta başaramayacağımızı düşündüğümüz her şeyiz, ve hayranlarımıza (!) Görmek istedikleri şeyleri veriyoruz. Bugün şuraya gittim, şu gün şunu giyindim, yarın şunu yapacağım ve benzeri önemli meselelerimizi gözler önüne sermekten çekinmeyiz.
Ufak adalarımızın başındaki narsist yöneticileriyiz. Bizim dışımızdakiler ise pasif, gereksiz izleyici topluluğudur.
Fakat takdire şayan bir şekilde yapabildiğimiz tek yetenek şudur ki; hepimiz birer oyuncuyuz. Maskelerin ardında her türlü ruha bürünebiliriz, istediğimiz kişi olabilriz. Tinsel ve derin bir varoluşa adapte olamayız belki, ancak göz boyamayı çok iyi biliriz.
Sonunu bilmeden günlerimiz yiyip bitirmeye devam ederiz, “Carpe Diem” felsefesini kendimizce uyarlayıp zamanı boşa harcamaya çevirmişizdir. Umulur ki bir gün, simülasyon krallıklarımızdan kurtulup, asıl dünyamızı güzelleştirmek için çalışabiliriz.