Ne zaman yaralarının artık kabuk bağladığını düşünse aslında bunun koca bir yalan olduğunu fark ediyordu bu kadın. En ufak hadisede bile o yaralardan sanki yeni açılmışcasına durmaksızın kan sızıyordu. İçindeki acı külleniyor gibi gözükse de aslında hiç dinmiyordu. Kendini tekrar etmekten yorulmuş, artık ilerlemek istiyordu. Ama görünen o ki, ilerlemek hiç de kolay olmayacaktı. İlerleme adına attığı her adım ya sonuçsuz kalıyor ya da engellere takılarak bertaraf oluyordu. Hayat sanki şu an için bu kadının beklemesini istiyordu.
Beklemek hayatın her evresinde vardır elbet, her insan bekler. Nasıl sonuçlanacağı tahmin edilebilir belirli olasılıklar olan hadiselerin neticelenmesini beklemek heyecanlı veya bazen sancılı olabilir. Ancak sonu dipsiz bir kuyu misali ne görülebilen ne de tahmin edilebilen hadiselerin sonuçlanmasını beklemek içini yakıp kavuruyordu bu kadının. Her şeyin “olmak” için bir zamana ihtiyacı vardı. Bunu biliyor ve gerekli zamanın dolması için beklemesi gerektiğini kabul ediyordu. Ama bu bekleyişin ne kadar sancılı olabileceğini tahmin etmek çok zordu. En kötü senaryonun bile daha kötüsünün olması muhtemeldi. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı bu kadın ve kendisini en büyük yardımcısının kollarına bıraktı. [17:08 19/10]