Ne dersiniz, sizce de her çıkmazda bir sapak yok mudur? Her derdin bir panzehri, `anti`si yok mudur?
Hepimiz zaman zaman hayatın çıkmazlarıyla denk geliyoruz orada, burada veya şurada. Bu çıkmazların şüphesiz ki meşrepleri oluyor. Kiminin oluru zor oluyorken kiminin kolay olabiliyor; kiminin zamana ihtiyacı varken, kimi anında kotarılabiliyor. Ama en nihayetinde hemen hepimize ugruyor bu sapaklı çıkmazlar.
Nasıl ki bu çıkmazların meşrepleri varsa insanların da çeşit çeşit bakışları oluyor bu çıkmazlara. Kimileri profesyonelce yaklaşıp var olan sapaklara sinyal veriyorken, kimileri levhalara bile bakmadan direkt devam ediyor yola. Sinyal verenle levhaya bakmayan da bir olmuyor bu durumda haliyle. Levhaya bakmayanları duygusallıkla suçluyorum ben bu aşamada. Duygulara da duygusallığa karşı olduğumdan değil asla bu tutumum. Sadece bilinmesi gerekir ki bazen duyguların kenara çekilip akla ve mantığa bırakması gerekir sahneyi. Bırakmadığı takdirde ne sinyal verip sağa ya da sola dönüp hayata karışır ne de hayatın ayrımına varabilir. Ayrıca çıkmazlardan da sıyıramaz kendisini çoğu zaman.
Görüyorum, çoğu çıkmazda duygular galeyana geliyor ve ıskalanıyor soğukkanlılık. Bu da çıkmazlara sahip olmamız yetmiyormuş gibi bir de dibe çekiyor bizi. Dileğim odur ki, herkes zaman zaman hayatına ve çıkmazlarına pencereden bakabilsin ve var ilan çıkmazlarına soğukkanlılıkla uğrayabilsin. Unutulmasın, çıkmazlarımız, olgunluk ve tecrübe merdivenlerimizdir.