Saatleri Ayarlama Enstitüsü – Ahmed Hamdi Tanpınar

Anlatım, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kendine has simgeci anlatımıyla birleşip, zaman zaman gelişen olaylarla birlikte başkalaşmaktadır. İnsanların popülerliğe ve paraya verdiği önemin, insanların nasıl bir anda yüz değiştirebileceğinin altı çizilmektedir.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, içeriğini ve konusunu romanın karakterlerinden Nuri Efendi (Saat Ustası), Mübarek (Ayaklı ve yaşlı bir İngiliz yapımı duvar saati), Halit Ayarcı ve saat-zaman-insan ilişkilerinden almaktadır.
Yapıt çocukluğu II. Abdülhamit döneminde geçen, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de yaşayan Hayri İrdal’ın anıları şeklinde kurgulanmıştır. Osmanlıca ve Farsça kelimelere sıkça başvurulmuştur. Dili ağır fakat anlatımı akıcıdır. Roman dört bölümden oluşmaktadır: Büyük Ümitler, Küçük Hakikatler, Sabaha Doğru, Her Mevsimin Bir Sonu Vardır.
Ateşten Gömlek – Halide Edib Adıvar

İhtilal ve isyan günlerinden beri koza, kurt, kelebek devirleri tetkik edilen mahlukat gibi Sakarya silah arkadaşlarımın “Ateşten Gömlek”te birkaç solgun aksini İstanbul, ihtilal ve ordu günlerinden alıp kağıt üstüne koymaya çalıştım. İstediğim gibi olmadığı için silah arkadaşlarımdan af dilemek isterdim. Bize onlar ilham ettiler.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu – Peyami Safa

Henüz iki yaşındayken babasını kaybeden ve uzun yıllar kemik hastalığıyla ilgili rahatsızlıklar yaşayan Peyami Safa, bir çocuğun yaşayabileceğinden daha büyük buhranlar yaşamış ve kendi içine kapanık olmuştur. Bütün bu birikimlerin sonucu olan, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, beden-ruh ilişkisini anlatan bir eserdir.
Küçük Ağa – Tarık Buğra


Devlet Ana – Kemal Tahir


“Kemal Tahir, tarihi ve toplumu hakkındaki orijinal ve sağlam görüşlerinden hareket ettiği için hem mahalli ağızları, hem Türkçe’nin küçümsenmiş ve unutulmuş nesir dilini hem de yeni imkanlarını kaynaştırarak ve aşarak kullanabilmiştir. Eserlerindeki eşsiz dil ve üslup güzelliğinin kaynağı bu davranıştadır. Daha önceki romanlarında da görülen bu özellik Devlet Ana’da en yüce noktasına erişmiştir. Türkçe’nin unutulmuş olan dehası bütün boyutları, zenginliği ve haslığıyla ilk olarak Kemal Tahir’in eserlerinde kendini göstermektedir.”
Araba Sevdası – Recaizade Mahmut Ekrem


Eylül – Mehmet Rauf

