Herkes dolunayı sever. Karanlığı korkusuzca delip, hükmettiği için. O parlayan gök taşı bizden ne kadar uzakta olsa bile gecenin bir vakti tıpkı onun gibi yalnızken, yorucu bir günün ardından ne mutlu oluruz onu gördüğümüzde. Eski dostlar gelir aklımıza, onların yerini tutar çünkü. Hayatımızı adadığımız insan gelir aklımıza, hayatımızdan ne kadar acı ve ani çıkışı… Dolunayı seviyoruz çünkü ışığını kaybetmiş bu sonsuz büyüklükteki karanlık denizde hayatına devam etmeye çalışan yıldızlarız. Gün geçtikçe soluyoruz, benliğimizi kaybetmek üzereyiz. Dolunayın parıltısı, görkemli duruşu bize küçük bir umut veriyor. O umuda acı bir tebessümle bakıyoruz. Çünkü defalarca aynı hataya düşmek insanı çok yoruyor. Güneş yalancı tebessümümüz gibi. Dışarıya enerji saçsa da içimizde volkanlar patlıyor. Her gelip geçen acının yara izleri bunlar. Nihayet gece oldu. Zorla yanıp sönen yıldızlar arasında tüm görkem ile duruyor işte. Sadece bir gök taşı değil, sadece dolunay da değil. İçimdeki karanlığı ne pahasına olursa olsun delen bir umut, bir kişi. O dolunayı ve barındırdığınız sevgiyi kaybetmeyin.
Dolunay