Kayıt Ol
Tem 14, 2014
746 Views
0 0

DÜNYA KUPASI

Written by

12 Haziranda başlayan ve bu gece sona eren en büyük turnuvanın zirvesine Almanya çıktı. Sürpriz miydi bu nihai son bilmiyorum ama bana göre değildi.

Büyük bir heyecanla bekledik başlama tarihi olan 12 Haziranı. Usulen hemen hepimiz birer favori belirledik ve tam destekle olmasa da göz ucuyla destekledik favorilerimizi. Kiminin favorisi iyi sürpriz yaparak üst turlara çıktı kimininkiyse daha ilk turdan gruplara zincirlemişti kendini.

Buraya kadar olanlar klişe gelişmelerdi, hepimizin bildiği. Hem sürprizler hem de favoriler klişe olan durumlardı. Peki, başka bir alışılagelmedik gelişmeye değinsem kaç ortak duyguya seslenirim acaba? Oynanan futbol… Memnun kalan oldu mu acaba bu turnuvadan? Defansın ön planda olduğu, önce gol yemememin kıymete bindiği bir turnuva kimin hoşuna gidebilir ki? Futbol, savunmak mıdır yoksa saldırmak mı? Hangisi heyecanlandırır taraftarı? Cevabı basit olsa gerek. Takip ediyorum, birçok futbol yorumcusu ya da yazarıyla da örtüşüyor düşüncelerim, demekki yalnız değilim en azından.

Başka bir açıdan ve bir soruyla devam etmek istiyorum. Unutulmayan bir maç veya gol var mı hatırda kalan? Golleriyle, karşılıklı ataklarıyla ve hızıyla akılda kalan bir maç? Hücum özellikleriyle bilinen takımların maçlarında dahi göremedik bunları ya da göremedim. Bu da haliyle kısır futbola itti biz futbol severleri. Gol, belki oldu olmadı değil ama futbol asla izlemedim ben. Bir tek takım vardı derli toplu olan diğerlerine göre o da Almanya’ydı ve kupayı da aldı haliyle. Brezilya’nın, Arjantin’in ve daha birçok büyük takımın olduğu bu turnavada asla sürpriz değildi kupanın Almanlara gitmesi. Kupaya ulaşırken o özlemini dile getirdiğim atak futbolu oynayarak değil, sadece daha derli toplu olarak başardılar bunu kanımca.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Biz olsaydık bu kapada, inanın çok farklı işler yapabilirdik. Böyle kapanan ya da en iyi ihtimalle rölanti futbol oynayan takımlara büyük problemler çıkarabilirdik ama maalesef orada olamadık. Dilerim ki bundan sonraki bütün organizasyonlarda yer alırız artık ve bu devamlılığa alıştırırız kendimizi.

Ertugrul Tuncay

Yazmak, bir nevi konuşmaktır okuyanla.
Yazmak, içten gelen bir dışavurumdur.
Yazmak, nefes almaktır.
Kısacası yazmak, yaşamaktır.
Avatar

Latest posts by Ertugrul Tuncay (see all)

Article Categories:
Eleştiri

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.