Bu içimde ki öfke neydi? Ya da bu kızgınlığım. Bu kinim neydi? Bilmiyorum. Acıyor!
Hemde çok! Kalbim sanki yerinden sökülüyor. Beynim karıncalanıyor. Bu sinir bu öfke bu kin!
Neydi benim günahım yada mübahım? Bitap düşmüş ruhumun satılmış bedeni kırmızıdan ibaret olan
kinim ve nefretim içinde yanıyorum. Kin beni yakmadı beni en yakınlarım yaktı. Ben ataşlar
içinde yanarken ruhum azap çekiyordu. Beynim karıncalanır yavaş yavaş ölürüm. Sessiz ve usulca…
Nedir benim yaşadığım? Nedir benim acım? Ben 12’sinde yiğit, 13’ünde alnı açık, 14’ünde vurgun 15’inde bitap olan ben ruhumun ve duygularımın acısını içime atarak yaşadım.
Kırmızı ve siyah benim hayatımı klas renkleri vazgeçmedi. Küt küt atarken kalbim, korkudan şimşekler çaktığı zaman altına yapan şimdi büyüdüm! Hem de çok.
Bir yetişkin ve bir çocuğum hala! Ölüyorum usulca! Sessiz kalmak istemem lakin susmakta gelmiyor içimden sana döküyorum kalemim ve kağıdım hüzünlerimi.
Hayatın bakışı ve akışı beni böyle bir deliye çevirdi! Büyümek bu mu? Ben neden büyümek istedim ki! Ya da neden doğdum? İntihar da edemiyorum. Ben her gece korku dolu
rüyalarla uyanırken kimse benim yanımda değildi. Ter ve kan içinde kalkarken yataktan elimi tutan olmadı.
Ruhumda ki özgürlük ve gençlik ateşi. Kalbimin o 4 odacığını işgal ettiği için bu haldeyim, her halde! Bilmiyorum, kafam karışık! Neler yaşadım ki ben? Yada ne yaşadım?
Yaşamak buysa ben öleyim o zaman! Kalp unutur ama ruh unutmaz! Unutamaz. Ellerimin titremesini dindirmek için sakin şeyler düşünmeye başlayan ben bu çektiğim sıkıntıdan kurtulmanın
yolunu bulmalıydı o halde! Şimdi diyeceksin ki bu ergenliğin belirtileridir. Ama ergenlik değil bu! Keşke ergen olsaydım. Ahh! Çok çektim çekmeyede devam ediyorum!