İşte, yine yürüyorsun bak, aynı sokaktan.
Peşi sıra adımların, önüne bakıyor, gözlerin
Uzaklarda değil pek, ayak uçlarına bakan.
Fark etmiyor musun? Ben, seni, sen gibi gözlerim..
Çatırdıyor yine avuçlarında solmuş yapraklar.
Yapraklara bakıp, hayal kurduğun düşlerin
Geleceğin vadeli yılları değil, yarınlar.
Fark etmiyor musun? Hepsini duyuyorum, dinlediğin seslerin..
Şimdi dönüyorsun sola doğru, cenneti aldın karşına.
Sağ tarafında huriler bekliyor bakışlarını
Sevmek için biraz, mutlu olmak için, aşkına.
Fark etmiyor musun? Bana düştün, çaldım şükürlerini
Dilimde hepsi, bencesine şükrediyorsun.
Düştükçe kendine, beni buluyor
Yaşam çeşmesi benim, ben suyum diyorsun.
Fark etmiyor musun? Ruhum, ruhunu suluyor.
Çileler bir, hiçbiri yok gerçek bildiklerinin.
Beyaz atlı prensi de, zebanisi de bir
Bu hayatta nefes bulan çiçeklerinin..
Fark etmiyor musun? Her şey yoruma açık bir şiir.
Sert eserse rüzgar, elbet vardır kerametleri.
Rüzgarımıza değen yağmur taneleri
Düşlerden kopan karların incecik tenleri..
Fark etmiyor musun? Her şey aynı şey, bilemez ki bilgisiz kimseleri.
Ağaçlar var, dallarında yapraklar..
Meyveler veren, kırmızı, yanakların kadar
Güzel kokular, toprağın eşsizliğini saklar.
Fark etmiyor musun? Doğa hiçbir şeyi yasaklar.
Bizi içinde saklar kitap, kitap avuçlarımızda.
Sessiz çığlıklar gibi gelen haykırışlar da var
Zannettiğin kadar yokuz işte biz, her şey rüya da..
Fark etmiyorsun ki, her şey, hiçbir şey kadar var..
Her şeyi bilsek, neye yarar?..
2 comments
“Çatırdıyor yine avuçlarında solmuş yapraklar.”
ve
“Fark etmiyor musun? Hepsini duyuyorum, dinlediğin seslerin..”
Bu iki dizenin de ben de uyandırdığı ayrı hisler var…
Teşekkürler kalemine…
Duygularına dokunabildiğimi bilmek beni mutlu ediyor, asıl ben çok teşekkür ederim yürekten yorumun için..