Kayıt Ol
Nis 7, 2014
1115 Views
0 0

Ferrari’sini Satan Freud

Written by

Sigmund Freud sadece bir gün Türkiye’de yaşasaydı neler olurdu acaba?

560743_368128709936554_1242091475_n

”Özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. Karşınızdaki insana verdiğiniz değerin; egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.” klişesini yaratırken yolda bir insana çarpsaydı ve dayak yeseydi. Acaba yine de böyle bir söz söyleyebilir miydi? Veya ”Bireyin özgürlüğü uygarlığın getirisi değildir. Uygarlık yokken özgürlük çok daha fazlaydı.” sözünün ne kadar haklı ve gerçeği yansıtan bir söz olduğunu bilse gururlanır mıydı? Ya da insan hayatını hiçe sayan, insanlıktan gram pay çıkarmamış, her türlü kötülüğü yapan bireyleri görse: ”Yaşamın amacı ölümdür.” sözünü yanlış anlamışsınız kastettiğim ”öldürmek” değildi diyebilir miydi?  Hele ki Türkiye’de son dönemlerde yaşanan olaylara tanıklık etse kapandığı otel odasından dışarı çıkabilir miydi?

 Hiç sanmam!
E peki biz nasıl katlanıyoruz onca şeye? Tecavüze uğrayan küçücük çocukların suçlularının serbest bırakılmasına, başına atılan gaz kapsülüyle ölen gençlere, küçücük çocuğun siyasete alet edilmesine, kadınların şiddet görmesine, insanların öldürülmesine, basının sansürlenmesine, tekelleşmeye, yönetimin ardı arkası kesilmeyen yaptırımlarına, yolsuzluklara, insanlıktan çıkanlara nasıl katlanabiliyoruz?
Katlanamıyoruz, elbette! -mış gibi yapıyoruz.
Onlar gibi düşünmediklerimiz tarafından susturulmaya çalışılıyoruz. Bazen buna mecbur bırakılıyoruz. Susmayanlardan olduğumuzda da kimsenin bilmediği, görmediği yerlerde türlü türlü işkencelere maruz kalıyoruz. Ya insanların bakışlarından rahatsız olup hareketlerimizi değiştiriyoruz ya da rahatsız etmemeyim düşüncesiyle geri çekiliyoruz. Tabii kalkıp da bunları bilinç altıyla, rüyayla açıklayamıyoruz. Bunların gerçek olamayacak kadar kötü olduğunu söylemenin bile düşünce suçu sayıldığı bir yerde rüya görmek ne mümkün? ”Uygarlık, insanların birbirine karşı duyduğu içgüdüsel düşmanlık sebebiyle mütemadiyen parçalanma tehdidiyle karşı karşıyadır.” diyorsun da Freud Efendi, içinde bulunduğun durum bunun tam tersi değil mi? İnsanlık, uygarlıkların birbirine karşı duyduğu içgüdüsel düşmanlık sebebiyle mütemadiyen parçalanma tehdidiyle karşı karşıyadır diyorum ben de sana. Her konuya verecek bir cevabın var nasıl olsa, bulursun buna da bir cevap. Olmadı uydurursun kılıfına. Türkiye alışkın nasıl olsa!
Üzerinde yoğunlaştığın, cinselliğin konusunu dahi açmıyorum zaten. Bilinçaltımıza girip cinselliğimiz hakkında dem vurmaya bayılıyorsun, biliyoruz. Ama orada duracaksın işte! Bu ülke cinselliği konuşmaya da henüz hiç müsait değil. Yasaklanan materyalleri duysan, aklın şaşar. Bu sebeple, senin aforizmalarını hiç kaldıracak durumda değiliz. Zaten psikanalizden de pek hazetmiyoruz. En iyisi sen gerisin geriye git. Unut Türkiye’yi, Türkiye’de yaşadıklarını, ölümleri, yasakları, babanın kızına tecavüzünü, sefaleti, sözde özgürlüğü, insan ayrımını, kardeşin kardeşi vurduğunu, siz/biz ayrımcılığını unut. Kapıda bekleyen ferrarine bin ve geldiğin gibi geri git. Yoksa maazallah sonra sen de Julian Mantle gibi kalp krizi geçirir, ferrarini satar ve huzuru bulmak için Hindistan’a kaçarsın. Aman aman Türkiye zaten saatli bomba gibi.
Bir de Freud’u iyi ağırlayamadık diye laf yemeyelim!
Hem insanlığın geri kalanının da barışçıl olması için daha ne kadar beklememiz gerekiyor, bilemiyorken…

anilbasi

Kocaeli Üniversitesi, gazeteci aday adayı.

Latest posts by anilbasi (see all)

Article Tags:
· · · ·
Article Categories:
Eleştiri

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.