“Her birimiz değişik uyaranlara karşı değişik düzeylerde korku duyarız. Bu korkuların bizi ve davranışlarımızı etkileme derecesi de kendi içinde değişkenlik gösterir. Bazılarımızda bu korkular belli bir düzeyde sabit kalırken bazılarımızda ise istemsiz bir şekilde fobiye dönüşebilir.
Peki bu korkular ne düzeyde olunca ‘fobi’ özelliği kazanır? Fobisi olan bir insan o uyarana nasıl yaklaşır? Toplumda en sık görülen fobilerden olan ‘sosyal fobi’ nedir ve sosyal fobisi olan bir insana yaklaşım nasıl olmalıdır?”
Fobi nedir?
Kişilerin benliğinde barındırdığı hem kaygıları hem de korkuları vardır. Bunlar doğal ve her insanda olan duygulardır. Fakat korku ve kaygının derecesi kişinin günlük yaşamını ciddi derecede etkiliyorsa, bazı aksamalara neden oluyorsa ortada doğal olmayan bir durum var demektir. Doğal olmayan bu duruma da fobi denmektedir.
Korku; algılanan bir tehlike, tehdit anında hissedilen bir gerilim, güçlü bir kaçma veya kavga etme dürtüsü, hızlı kalp atışları, kaslarda gerginlik vb. belirtilerle yaşanan yoğun bir duygudur.
Fobi ise, bir nesnenin, durumun veya etkinliğin yarattığı ve kişinin kendisi tarafından da yersiz veya aşırı kabul edilen akıldışı, yoğun, inatçı bir korkudur. Bu korku, kişide korkulan söz konusu şeyden (fobik uyarıcıdan) kaçınmaya yönelik neredeyse karşı konulmaz bir arzu yaratır. Kaçınmanın mümkün olmaması halinde yoğun bir kaygı ve panik görülür.
Korku; ancak insan yaşamını kısıtladığı özgürce yaşamasını engellediği zaman fobik özellik kazanır. Bir fobi önemli bir bunaltı kaynağı olduğu veya toplumsal işleyişi engellediği zaman ruhsal bir rahatsızlık olarak değerlendirilir.
Bazı fobiler hemen hemen herkeste görülür ve evrensel olarak değerlendirilir. Örneğin; örümcek, yılan, yükseklik, kapalı alan vb. fobileri. Bazı fobiler ise normalde korku yaratmaz sadece kişiye özgüdür ve bazen sembolik olarak bazen de klasik şartlandırmanın bir sonucu olarak görülür.
Fobilerde duyulan korku mantıksız ve aşırıdır. Fobilerin en belirgin özelliklerinden biri kaynağının bilinçsiz oluşudur. Fobilerin kaynağı Freud’un yaklaşımına göre bilinçaltında çözümlenememiş çelişkilerdir. Bu çelişkiler çözümlenmedikçe yalnız fobinin ortadan kaldırılmasına çalışmak yetersiz ve anlamsız bir çabadır.
Psikologlar fobileri “basit ve karmaşık fobiler” olmak üzere ikiye ayırırlar:
Basit fobi: Oldukça iyi belirlenmiş, tek bir nesne veya durumdan gelen korkuyu tanımlar. Örneğin; yılandan, yüksekten korkma.
Karmaşık fobi: Çok boyutludur. Bu tür fobiler, basit fobilerden farklı olarak kişinin, günlük yaşama olan uyumunu zorlaştırır. Örneğin; agorafobi, sosyal fobi
Basit fobi tedavisi kolaylıkla gerçekleştirilirken, karmaşık fobi tedaviye direnç gösterir. Fobinin uzun süre ortadan kalkmayışı genel olarak iki nedene bağlanır:
- Korkulan uyarıcıdan sürekli kaçma.
· Korkulan uyarıcı ya da nesnenin her ortaya çıkmasıyla kişinin kendi kendine sürekli olumsuz mesajlar vermesiyle olumlu deneyimin gelişmesini önleme.
Sosyal Fobi nedir?
Sosyal fobi, kişiyi başkalarının gözlemine maruz bırakabilen toplum içinde konuşma, yemek yeme gibi etkinlikler konusunda hissedilen inatçı, akıldışı bir korkuyla ve bu tür etkinliklerden kaçınmaya yönelik zoraki arzuyla tanımlanan bir kaygı bozukluğudur. Genellikle küçük düşme ve insanlar üzerinde olumsuz izlenim bırakma korkularından kaynaklanmaktadır. Sosyal fobi, insanların gerek iş hayatlarında gerekse özel hayatlarında yüksek performans göstermelerini gerektiren koşullarda önemli bir sorun haline gelmektedir.
Sosyal fobinin temelinde “Başkası beni görünce ne der?” türünden, başkalarının yargılamalarından korkma vardır. Olgular genelde ergenlik döneminde görülmeye başlar. Sebebi, bu dönemde ailelerin aşırı korumacı ya da tam tersi önemsemez şekilde yaklaşımları, sosyal imkanlar bakımından kısıtlanmalar, zorlamalardır.
Sosyal fobisi olan insanlarda alkol ya da uyuşturucu bağımlılığı gelişme ihtimali yüksektir. Sosyal bir ortama girmeden önce rahatladıklarını hissedebilmek için bu maddelere başvurabilirler.
Semptomlar:
Sosyal fobisi olan bir kişinin, tanımadığı insanlarla karşılaştığında tedirgin olması, başkalarının gözünün üzerinde olabileceği bir ya da birden fazla toplumsal durumdan belirgin ve sürekli bir korku duyması, küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkması ve anksiyete belirtileri göstermesi söz konusudur. Bu durumlarda kişi ya korkulan toplumsal durumlardan kaçınır ya da yoğun anksiyete ile buna katlanır.
Kişi sosyal ortamlara girdiğinde yüzde kızarma, ellerin ya da sesin titremesi, avuç içinde terleme, kusmaktan korkma gibi fizyolojik semptomları olabilir. Özellikle tanımadığı ya da az tanıdığı kişilerin yanında daha fazla huzursuz olur, aile içinde genelde daha rahattır.
Sosyal fobisi olan kişilerde görülen tipik korkular:
– Yeni insanlarla tanışma
– Başkalarının yanında, kalabalıkta yemek yeme, yazı yazma
– Sosyal bir ortamda bulunma (parti, arkadaş toplantısı vs.)
– Topluluk önünde konuşma
Tedavi:
Sosyal fobinin tedavisinde yalnızca ilaç tedavisi yeterli değildir, mutlaka psikoterapi de gereklidir. Grup terapisi ile sosyal beceriler artırılabilir. Günlük yaşamda düzenli egzersiz yapılması, dengeli beslenilmesi, kafeinden uzak durulması gibi bir takım değişiklikler yapılması da tedaviye yardımcı olabilir. Bunun yanında antidepresan tedavisinin, olguların neredeyse tamamında faydalı etkileri gözlenmektedir.