Bir köy bulmalıyım kendime
Ya da bir dağ
Bir nehir, bir kasaba, bir çiftlik
Bir yaşam bulmalıyım kendime
Bir hayat
Ellerinin değmediği
Kokularının uğramadığı
Şehirlere gitmeliyim
Uzaklaşmalıyım
Adının dahi hücremde yankılanmayacağı
Hatıralarının dahi ulaşamayacağı
Yaşamlara göç etmeliyim
Orman bulmalıyım kendime
Ağaçlar, çiçekler, tavşanlar
Nehirler, güller, ördekler
Hiçbiri bilmemeli seni
Hiçbiri tanımamalı
Öyle gökyüzü bulmalıyım ki
Seni hiç ıslatmamış olsun
Tenine rastlamamış
Seni hiç yakmamış olsun
Gitmeliyim buralardan
Bu enkaz, bu harabe, bu iğreti
Yüreklerden uzaklaşmalıyım
Sevgi adına baraka bulmalıyım
Sevgi adına kulübe
Bir köy bulmalıyım ki
Senin gözlerini hiç hatırlatmamalı
Senin bakışlarını
Seni hissettirmemeli
Uzaklaşmalıyım
Tenha tarlalar bulmalıyım kendime
Tenha otlar
Siyah kargalar seyretmeliyim
Büyük gagalarını
Ki korkuyu öyle hissetmeliyim
Yalnız öyle
Gitmeliyim buralardan
Öyle gitmeliyim ki
Aşk sadece doğada olmalı
Dağda, bayırda, çayırda
Kuşta, kelebekte, böcekte
Aşk o adamın gülüşünü unutmalı
Kendi gülünü kurutmalı
Duygularını kurşunlamalı
Ama onu unutmalı
Bir göl bulmalıyım kendime
Papatyalarla süslenmiş saçlarıma
İçine atlamalı
Derine dalmalıyım
Ama sen girmemelisin
Bu derin suya
Kıyısından uzaklaşmalısın
Bilmemelisin
Avuçlarımın nasıl yandığını
Kirpiklerimin nasıl tutuştuğunu
Hemen toparlanmalısın
Yüreğimden kaçmalısın
Ve ben
Ben o gölde
Sarı kırlangıç elbisemle
Sırça minik türkülerimle
Yana yana boğulmalıyım
Boğulana kadar…