Gülüşü.. Kokusu.. Gözleri..
Evden aceleyle çıkmıştım. Hava biraz soğuktu ve bende sadece hırka vardı. Havada kara bulutlar, arada şimşek sesleri ve pıt pıt atan yağmur damlaları…
Bugün onunla buluşacaktım galiba hava anlamıştı ayrılık vaktini.. hızlı ve büyük adımlarla yanına gidiyordum. İçimde bir sıkıntı vardı ama bir neden verememiştim. Her dakika geçtikçe kalbim hızlanıyor, buluştuğumuzda ne yapacağımı bilmiyordum. O bana arkadaş gözüyle bakarken benim karşımda prenses olacaktı. Gözleri pırıl pırıl ışıldayan, gülüşünde güller açan bir masal perisi..
Tabii bunlar hissettiklerimin bir kaçıydı. Adım adım yaklaşıyordum buluşacağımız yere. Galiba o erken gelmişti mesaj atıp duruyordu. Onu fazla bekletmemek için koşmaya başladım. Biriken yağmur sularına basmamaya özen gösterirken etraftaki insanların bakışları bir garipti yada bana öyle geliyordu. Ve gelmiştim.. o yine her zaman ki gibi çok güzeldi. Kalbim şiddetli bir şekilde atmaya başladı. Beni gördü ve el salladım gülümsedi. Aman Allah’ım.. ne kadar da güzel gülümsüyordu. Yanına gittim ve selamlaştık. ‘’Nasılsın?’’ dedim. ‘’İyiyim ama acelem var sen nasılsın?’’ dedi ve ben biraz duraklayıp acaba ne işi var diye meraklanmıştım. İyi olduğumu belirtip yürümeye başladık. Ben heyecanlı heyecanlı yürürken o düşünceli bir şekilde yürümeye devam ediyordu. Dolu dolu aşk kokuyordu parfümü.. ona dikkat ettirmesem de gözlerine usulca bakıyordum. Sanki ucu bucağı olmayan bir denize benziyordu. İçinde kaybolmuş gemiler, varacağın olmayan limanlar..
Vakit baya geçmişti zaman onun yanında su gibi akıyordu tarif edilmez duyguların eşiğindeydim. Ona bunları ifade etsem kabullenmeyip, umursamazdı. Çünkü o sevilmeye alışıktı zaten..