Kayıt Ol
Oca 28, 2015
1339 Views
0 0

Hasır Tabure

Written by

Üstünde oturduğum küçük hasır tabure vücudumun ağırlığına dayanamayacak gibi gıcırtılı sesler çıkarsa da, etrafımda oturan ve benden daha fazla kiloya sahip insanlar görüyor olmam olur da düşersem rezil olma korkumu biraz da olsa alt etmemi sağlıyordu belki de… Kim bilir hangi insanlar oturduğum zavallı taburede otururken şu karşıda duran Beşiktaş iskelesi’ ne gelen kaç vapuru gözleriyle usul usul yanaştırdı ve sonra yolcu etti. Kim bilir daha kaç kişi sevgilisinin yüzüne söyleme cesaretini kendinde bulamadığı klişe ayrılık cümlelerini sadece kısa bir mesaja sığdırarak kurmaya çalıştı… Kim bilir kaç kişi de ihtiyacı olan parayı bulabilmek adına eski ve hakikatli dostuna telefon açmadan önce bir kez daha düşünüp çayından histerik bir yudum aldı. Ve yahut kaç kişi doldurduğu loto kuponunu yatırmadan son bir kez daha bakıp “eğer büyük ikramiyeyi kazanırsam parayı çarçur etmeden harcarım” düşüncesine kapılıp gitti. Ben de şu anki psikolojimle bu hasır taburenin üstünde hayatın yoğun, şekersiz ve acı kıvamının içinde kaybolup gidiyor muyum? Kim bilir… Üstünde oturunca isyan edermişçesine, sebebiyet verdiği ufak tefek sarsmalar ve ince gıcırtılar onun bana verdiği güvensizliği değil de onun bugüne kadar bilmem kaç yüz kişiyi güvenle taşıdığına işaret edercesine haykırıyordu adeta “Hey! Arkadaş bana güvenebilirsin şu üstümden kimler geldi, kimler geçti” diye iç geçirmesi miydi? Belki de oturduğum çay ocağında, önümde duran küçük sehpanın da böyle hikayeleri olabilirdi küçük, yaşlı, hasır taburenin hikayesi gibi… Ve bunlarla ilgili yüzlerce sayfaya binlerce kelime yazılabilirdi. Neyse ki ben bu sefer sadece sigaramla çakmağımı bıraktım küllükten düşen izmaritlerin yanık izleri bıraktığı, yaralı sehpanın üzerine. Hava oldukça serin ve yine bir vapur daha nara atıyor “Hey! Ben geliyorum” diye… İzlerken bir sigara yakmak için sehpaya yöneldim, ‘gırç’ etti bu sefer çok umursamadım ve sigaramı yaktım, çakmağımdan çıkan benzin kokusu havada kısa bir süre asılı kaldı, kapağını kapadıktan sonra bile… Elindeki tepsisinde kimi dolu kimi boş bardaklar taşıyan zayıf, uzun boylu, esmer delikanlı, doğululuğunu belli eden şivesiyle ”buyur abi ne alırsın?” dedi, “demli bir çay” dedim. Tepsinin üstünde duran adisyon defterine ucuz, sarı plastik kalemi ile karaladı bana bakmadan “iki lira abicim…” dedi, cebimden parayı çıkarırken yüzüne bir bakış attım, “daha içmeden parası mı alınır!” gibisinden ama nafile, parayı aldığı gibi dönüp hızla uzaklaştı, zamanla yarışıyorum izlenimi vererek… Paragöz patronu kaçırdığı masaların çay paralarını bu çocuklardan alıyordu sanki, bu da zayıf, kara çocuğu bu yüzden böyle duyarsızlaştırmıştı… Of! Bu iç sesler, yoksa gerçekten delirmek üzere olduğumun işareti miydi? Gerçekten bu düşündüğüm olabilir miydi? Zamanında bazı şizofren hastalarının hikayelerini okumuştum, durumum aşağı yukarı benzeşmekle beraber, belki de o hikayelerin bende yarattığı etki bozuk psikolojim yüzünden şimdilerde su üstüne çıkıyordu. Hayır, kesinlikle delirmiyordum, sadece tek başıma kaldığımda nesnelere hikayeler kurgulamak bir oyun halini almıştı işin doğrusunu söylemek gerekirse. Hem yazarken de çok faydasını gördüğüm bir oyun.”Ah! Kafamda deli sorular” dedim kendi duyabileceğim ses tonuyla… Sigaramdan bir fırt çektim sonra yolcularını alıp iskeleden ayrılmakta olan vapurun kaptan köşküne bakıp, ciğerlerimdeki dumanı üfledim kaptana nişanlayarak…

Avatar

Latest posts by Mehmet Hakan (see all)

Article Categories:
Hikaye Öykü

Comments to Hasır Tabure

  • Yani sabah okudum ama gece bir sularında biraz sarhoşken yorum yazmaya kararverdim. Geceleri bu saatlerde genelde hep sarhoşumdur ben.

    Yani gündelik hayata dair, çok bir değer yüklememek lazım, altından öyle derin mesajlar falan çıkacak bir yazı değil. Ki bu olumlu bir şey.
    Onun dışında edebiyat yapmak adına kasmamış yazr yalın bir dil kullanılmış, onu da benimsedim. Bazı çok güzel cümleler yalın bir üstlupla işlenmiş yazıya, benzetmeler de usata bir kalemi andırmıyor değil. Özellikle son cümle mesela, genel olarak yazarın yalın ustlubuyla son derece başarılı işlenmiş bir yazı.

    Bu noktada sadece bir önerme, bir daha ki sefere küçük az bir olay örgüsü bir hikaye parçası daha belirgin bir içerik bu üstlup ve yaratıcı cümlelerle çok daha başarılı olabilirsin..

    Avatar Berzah 29 Ocak 2015 01:49

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.