Hayal dünyamı seviyorum.Orada benim izin verdiğim kadar kötülük var.Kendime acı gerçeklerden uzak bir dünya yaratıyorum.Karakterlerimi ben seçiyorum,senaryoyu ben yazıyorum ve başrol hep ben oluyorum.En güzel şey ise gerçek dünyada söyleyemediklerimi orada söyleyebiliyorum.Kavuşmak istediğim birimi var hemen çağırıyorum geliyor.Orası o kadar güzel ki bazen o dünyada fazla uyalandığımı düşünüp, kendine gel gerçekler seni çağırıyor diye irkiliyorum.İki dünya arasında gel git yapıyorum.Sahi her insanın hayal dünyası böyle değerli midir acaba?yoksa içinde bulunduğumuz şu gerçek dünyanın işlerinden başını kaldıramayıp aman hayal kurmak da neymiş diye küçümseyenler çoğunlukta mı?Eğer böyle ise ne acı derim.İnsanoğlu bir robot değildir ki ,insan duyguları hisleri olan bir varlıktır.Ve eğer böyle ise neden biraz hayal kurmak istemez?Bu sorunun cevabı belki de insanların çoğunun hayal kurmayı yalan ile bağdaşlaştırması olabilir mi?Aman yalan dolan zaten sanki gerçekleşecek mi o kadar şey mantığı yaratıyor birçok kişide.O zaman şöyle bir şeyi savunabilirim.İnsan beyni o kadar tuhaftır ki olmayan şeylere bile inanabilir.Hayal kurunca aslında gerçek olmayan o düşüncelere bile inanıyor beynimiz.Belki de kurduğumuz hayaller bu yüzden gerçek oluyordur.Beynimiz çok inanmıştır.Beynimiz bile hayallere inanmaya bu kadar hazırken insanoğlu neden hala hayal kurmayı küçümser ki ?cevap belli çünkü insan çok gerçekçi bir varlıktır.Yalan ile işi olamaz onun..