Mahlasını “hayat” koyan biri için yazdığı ilk yazısının konusunun da “hayat” olması olası bir hamledir herhalde.
Hayat adına yüzlerce tanım,onlarca makale yazılmış ve yazılacaktır fakat bana göre net bir tanımı barındırmayacak kadar karmaşık bir kavramdır.Yapılan her tanım bir öncekini tamamlayacak, hiçbiri ta kendisi olamayacaktır.
Her çeşit insana ev sahipliği yapan kutu parçası adeta.
Yani; asla arafta kalmayan,tarafsız taraflara düşman,canı pahasına fanatik bağnazıyla,
Tek bir parseline dahi sahibi olmadığımız dünyanın tüm düzenine hakim diktasıyla,
Farklılığın öteki olmaya mahkum edildiği gettosuyla, bir kutu.Yalnızca insan olmanın yeterli olduğu ama insan
dışında tüm kalıplara yer olan kapalı bir kutu.
Ya da kendi yolumuzda yürüme çabasıdır, hayat .
Doğumla başlayan yolun yürümekle değil,gözlerin kapanmasıyla bittiğini öğrenecek insan.
Yürüdükçe karmaşıklaşan yollar gerçek bir çabaya ihtiyaç duyacak.Verilen emek daha iyi yürümeyi değil, yola
devam etmeye yardım edecek.
Ve yolun sonu hayat sahnesinde perde kapattıracak.
Misal, bir uyku da denebilir hayata.
Uyanınca gözlerin gerçeğe açılması gibi,
Geçen zamanın süratini anlatması gibi,
Rehavetine kapılıp da hayatı ucundan yakalamak gibi,
Hani hiçbir şeyden habersiz bir bebek gibi uykuda olmak.
Bu tanımlar çoğaltılabilir, hepsi bir parçası tek bir bütünün aynı hayat gibi…