Ne ellerimi, ne ayaklarımı, ne de vücudumun var olduğunu. Hiçbir şeyi hissedemiyordum. Hareket etmeye çalıştım ama nafile. Hiçbir uzvumu hareket ettirmeyi başaramıyordum. Göz kapaklarımı yavaşça açmaya çalıştım. Her gün defalarca ve tabii hiç zorlanmadan atığım göz kapaklarım. Niye şimdi açılırken bu kadar zorladılar beni? Büyük bir gayretin sonunda açmayı başarmıştım.
Gördüğüm yerler ilkin bulanık gözüktü. Birkaç dakika sonra anaca görebildim net bir şekilde. Ancak bu sefer daha ilginç bir olayla karşı karşıya kaldım. Annem ve babam ikisi de arabanın ön koltuğunda oturuyorlardı. Fakat ikisinin de gözleri kapalıydı ve neden arabamız ilerlemiyordu? Kafamı toparlamaya çalışıyordum. Şu an ki durumumuzdan birkaç saat öncesini düşünmeye koyuldum.
Evde mutfak masasında ailecek oturuyorduk. Hem büyük bir iştah hem de büyük bir muhabbet içinde yiyorduk öğlen yemeğimizi. Laf arasında ‘Bugün dedemlere gidebilir miyiz? Ben onları çok özledim’ deyiverdim. Babam da ‘Olur neden olmasın? Yemeğimizi yer, hazırlanır, çıkarız’ dedi. Tabi ki de babamın dediği gibi de oldu. Hemencecik yedik yemeğimizi, hazırlandık ve bindik arabamıza.
İlerliyorduk dedemlere evine doğru. Ben etrafı seyre dalmıştım. Daha yeni dinmişti yağmur. Sırf yağmurdan sonraki o muhteşem kokuyu yani ıslak toprak kokusunu çekebilmek için açtım camı. Beklediğim an gelmişti. Yağmur yağdıktan sonraki o muhteşem ikinci şeyi gördüm yani gökkuşağını. Sonra, sonra diye düşündüm. Sonra ne mi olmuştu? Doğrusunu söylemek gerekirse ben de bilmiyorum ya da hatırlamıyorum ne olduğunu.
Buradaydık işte arabanın içinde. Ama ne annem ne de babam hareket etmiyor, arabamızda ilerlemiyordu. Daha da garibini şimdi fark ettim, önümüzde koskocaman bir ağaç duruyordu. Zar zor açmayı başardığım göz kapaklarım tekrar bana savaş ilan ettiler. Sanırım bu sefer kaybettim savaşı. Yavaş yavaş kapanırken uzaklardan bir ses duydum. Duyduğum ses git gide yaklaşıyordu. Bize doğru biraz daha yaklaşınca anladım sesin ne olduğunu, ambulansın siren sesiydi. Fakat son olarak duyduğum sonsuzluğun beni çağırmasıydı…
1 comment
Hikaye duygusal, bir kızın -en azından ben karakterin kız olduğunu düşünüyorum- duyduğu vicdan azabını da anlatıyor. Vermek istediğiniz duygu gerçekten güzel ama hikaye biraz daha doldurulabilirdi bence. Hikaye akıcı, takılmadan okunabiliyor. Bu yüzden de hızlı bitiyor. Biraz daha uzatabileceğinizi düşünüyorum. Yazmaya devam, durmak yok. 🙂