Çakma sancılar benimkisi.
Hayatın en kıvrımlı yollarında düz çizgide yürümeye çalışan sarhoşlar gibiyim. Önüm,arkam,sağım,solum sobelene dursun ben hala ebe olma gayretindeyim. Mağlubiyetine içen bir savaş esiri edasıyla yapma kır çiçeklerini kokluyorum çamur içinde yüzen pirinç tarlalarında.
Berbat bir ezberim var evet. Tek hatırda kalan sen olunca başka da bir şey yazılmıyor ki otobüs koltuklarına. Sinsi bir kapı gıcırtısı gibi sanki leş kokan havada yankılanan ıslığım.
Çakma aldanışlar benimkisi.
İsmiyle çağrılmayı özlemiş nice isimsizler gibi…
Her ruhun bir rengi olurmuş ve her mevsim kendi giysisine bürünürmüş yalnızlığında. Son sürümü çıkmışken ezberlenmiş duyguların fabrika ayarlarında gezinmek ne garip öyle değil mi?
Saçma cümlelerle bir kral yaratılmazmış ama saçma krallara inanan o kadar cümle var ki aşina olduğum. Bu yüzden anlamsızım bugün.
Çakma bir hayat benimkisi.
Son yudumuyum bardağımda ki çayın. Kahve bardaklarından çıkan şekillere verilen anlamım belki de.
Şimdi sonlandırdığım hikayelerimde bile yalnızım. Her ömrün kesilmiş bir bileti olur. Son durak seninkiyse koltukta beklemek nafile…