Kayıt Ol
Nis 28, 2016
1021 Views
0 0

Icarus

Written by

…Hiç doluluktan patlamak üzere olan bir balonun içine su pompalamaya devam etmek benzetmesini duydunuz mu peki? Ben duymadım. Büyük ihtimalle bunu ilk düşünen de ben değilimdir ama bunun pek bir önemi yok, çünkü böyle hissediyorum. İşin komik yanı ise sebebini bulamamam, düşünceler sürekli geçip gidiyor kafamdan ama  ”ahan da buldum işte!!” diyemedim hala.

Hep zeki bir insan olduğumu düşünmüşümdür, bugün bu tanımdan vazgeçmeye karar verdim. Aptalım hatta, aptal. Bu itiraf omuzlarımda ki yükü biraz hafifletti sanki. İyi bir insan da değilim. Değilim işte, nasıl olunur bilmiyorum.

Kendimi bildim bileli hep bencildim. Annem bir keresinde komşu çocuğunu bize oynamaya çağırıp sonra bütün oyuncaklar benim diye haykırdığımı anlattı. Gitmek istemiş, durup beni oynarken izlemesini istemişim, gidemezmiş.

Benim! Benim!! Hepsi benim!!

Aynı zamanda bir kibir abidesiyim ama bunu alçak gönüllülüğün hoş karşılanan yumuşak maskesi altında sakladım hep. İnsanların vicdanlarına oynayarak bir şeyler yaptırmanın daha kolay olduğunu erken yaşta öğrendim. Yüzleşmekten korkmamın bunda hatırı sayılır bir payı da var. Yüzleşme demek, illüzyonun ve bilinen gerçekliğin muhafaza edilememesi ihtimalinin doğması demek. Kartondan yapılmış bir titan gibi egom, üfleseniz yıkılacak.

Sizden hiç uçmanızı isteyen oldu mu? Peki, ben şu anda sizden uçmanızı istiyorum ve eğer başarısız olursanız sizi ”neyse olmuyorsa kendini fazla hırpalama” gibi bir cümle ile karşılayacağım. Sanki sizi ve sizin ruh sağlığınızı çok önemsiyormuş gibi. Ama aslında sadece başarısızlığınızı, yetersizliğinizi yüzünüze vuracağım. Ne kadar aşağılık olduğunuzu size toplum tarafından kabul edilen standartlar çerçevesinde göstereceğim.

Şimdi rolleri değiştirelim, ben uçması gereken, yargılayan ise siz ve geri kalan herkes olsun. Ne kadar nevrotik değil mi?

”Bütün dünyanın başka işi gücü yok sürekli seni yargılamak için tetikte bekliyor, bu ne biçim bir kibir, nasıl bir egoistliktir arkadaş?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız belki de. Verecek bir cevabım ve bu aşağılanmanın altında ezilip sanki bana koymamış gibi davranmak dışında yapacak bir şeyim yok.

Çok cömertsiniz, teşekkür ederim. Ama şunu belirtmeden geçmemeliyim ki size verilen rolü başarıyla oynadınız.

Size şunu sormak isterim,  aileniz, arkadaşlarınız, toplum ve bunların türdeşleri tarafından olmanız istenen, beklenen ya da olduğunuz düşünülen kişi ile gerçekten olduğunuz kişinin farkından dolayı acı çekmediniz mi? Sürekli beklentileri tatmin etmek, normal davranmak ya da gerçek beninizi saklamak acı vermiyor mu? Bunu dürüstçe cevaplayın lütfen çünkü bana veriyor.

Gayet makul.

Peki hayattan istekleriniz ya da düşünceleriniz gerçekten size mi ait? Yoksa bunları istemek ya da düşünmek için mi programlanarak yetiştirildiniz. Çünkü çoğu insanda bunu görüyorum ve bu beni tiksindiriyor, nefret ediyorum onlardan. Aynı zamanda onlarda kendimi görüyor, kendimden de tiksiniyor ve nefret ediyorum.

Tabi ki siz bu güruhun dışındasınız sevgili dostum, alınmanızı istemem.

Çok naziksiniz, teşekkür ederim!

O halde sevgili dostum gerçekten size, gerçekten bana ait bir şey var mı? Bunun üstüne düşünün bir saniye. Gerçekten size ait olan ne var? Sizi siz yapan şey ne? Siz neden sizsiniz? Bir amacınız var mı? Varsa niye? Dünya size bir şey borçlu mu? Yaşam size verilen bir armağan mı? Eğer öyle ise bunu hak etmek için ne yaptınız? Eğer değilse bu yolculuğu kendi ellerinizle sonlandırmaktan sizi alıkoyan şey ne? Kendi varlığınızı meşru kılın, rica ediyorum! Olmuyor mu? Sorun değil.

Sizi hiç ikiyüzlülük ile suçlayan oldu mu? Tamam, o zaman ben suçluyorum, kanıtlayın öyle olmadığınızı! Neden mi? Neden olduğu önemli değil, sadece öyle olup olmadığınız önemli ve öyle olmadığınızı kanıtlayana kadar benim için öylesiniz. Nasıl mı kanıtlayacaksınız? Orasını ben bilemem, sizin işiniz o, ben beklerim acele etmeyin.

İşte sevgili dostum, şimdi benim nasıl ve neden böyle hissettiğimi belki biraz anlıyorsunuz, bundan kaçış yok. Gerçekten varoluşunuzu ve özünüzü belirleme gücünün sizin elinizde olduğuna mı inanıyorsunuz? Bende kendime kibirli diyordum. Icarus gibisiniz, sonunda düşeceksiniz. Düştüğünüzde ise sizi tutmak için kimse olmayacak.

Az önceye dair şu küçük şeye değinmeden geçemeyeceğim, bana ”ikiyüzlü olup olmamayı önemsemem için hiçbir sebep yok çünkü bu sadece bir tanımlama, statik, ölü, kendime koyduğum yapay ideal için kabul edilemez bir şey diye oluşan bu anlamsız negatif duygudan kurtulmak gayesinden dolayı bu tanımlamanın tersine olana ulaşmak için mi çabalamalıyım?” diye yanıt verseydiniz önünüzde hayranlıkla yerlere kadar eğilirdim. Şimdi bu önermeyi çürütmeyi deneyebilirsiniz ama bu bir amaca hizmet etmez çünkü bu önermenin bir önemi yok. Laf salatasıdır o sadece. Asıl anlamanızı istediğim şey sizi tanımlayan sabit bir şeyler olmadığı, sürekli değiştiğiniz gerçeğini kavramanız. Zaman kavramını unutun ve tek bir şey olmadığınızın da farkına varın. Siz hem bir kurt, bir solucan, bir kaya, başka bir insan, hava, su, ağaç ve bir sürü şeysiniz. Vücudunuzu var eden maddelerin vadeli şekillenmesinden oluşan bu geçici bilinci yapay bir ben algısını korumaya çalışayım derken kurban etmeyin.

Ya da edin, iki türlüde evren size karşı nötr. Şimdi gitmem gerek sevgilisi dostum, genellikle her akşam burada oluyorum, bir daha ki sefere kadar kendinize iyi bakın.

Avatar

Latest posts by LevGlebovich (see all)

Article Categories:
Felsefe · Hikaye Öykü · Psikoloji

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.