Şansını zorlama, şansını zorlama, şansını zorla…
Rahatlığın göstergesi gibi biraz üstüne gidebilmek, neyseki fakir fukaranın ya da imkansızlığın içindeki insanlarında kapısı. Her nasılsan, her neredeysen, kazı kazanın özdeşi olan şans negatiflikler yüklüdür çoğu zaman. Şans kelimesini söylerken pozitifmiş hissiyatını verse bile, eksi olumlamalara kucak açandır aslına bakınca.
Çok şanslı olduğunu bildiklerinde nazara maruz bir naiflik, güzel bir şeyler olduğunda emeklerin önüne geçiverir birden. Rol çalar bildiğin büyüsüyle. Ailen şansın, arkadaşların şansın, yaşadıkların şansındır. İyi olduğu kadar kötüdür de şansın.
Suçlarsın birden. Sevinçlerine ortak ettiğin o mükemmel kavrama sövüp sayman, suçlaman arasında saniyeler vardır. Değer verirsin iyice, şans farkında bile değildir oysa. Belki tahminlerin çizgisinde bile değildir, iyi bir şey olduğunun, kötü bir şeye dönüştüğünün, akıl almaz bir hızla. Bir öyle bir böyle, insanın içindekilerdir kelimeler. İnsana yardımcı iki fırça darbesi niyetinde. Siyah ve beyazın birleştiği yer tanımlıyor en bariz, grileri ortaya çıkarmak olmalı asıl mesele.
Kendiliğindenmişcesine çıkan yenilikler tadında, eldekilerin bir toplamı çapraz beklentiler. Ne bir eksik, ne bir fazla.