Yazmak acıtmazdı ellerimi eskiden,
Daha güzeldi anlamlarım.
Şimdi kalemimin sivri dili,
Harflerimi eziyor.
Harf katili kalemim, artık.
Senin beni öldürdüğün kadar,
Kalemim harflerimi öldürüyor.
Sen, bir aşkın katili,
Ben, bir aşk katilinin saf aşığı…
Hangi kalbe müebbet ettiler seni ?
Kanını akıttığın aşk için,
Parmaklıklar arkasında acıdın mı kendine?
Sende gittin dört duvar arasına…
Bende, içimdeki senin katili oldum,
Müebbet cezam var, gözlerini pınarında…
Kirpiklerini, parmaklık saydım.
Gökyüzüm, gözlerinin rengi.
Bir aşığın sazından çıkan ince türkü,
Sürekli ocakta kaynayan çayın kokusu,
Gardiyanın o soğuk sesiyle bitiyor…
Binbir türlü acımasız katil,
Kimisi kalp, kimisi hayal, kimisi ise umut katili,
Hepsi başka kalplerde müebbet.
Çay hep demli içilir buralarda…
Şeker atılmaz.
Müebbet içen insanlar, şeker katmazlar hayatlarına.
Tatlı gelen tek şey, o çayın demidir…
