Bomba sesleri, silah sesleri, düşmanların konuşma sesleri… Savaştayız. Her bomba sesi duyduğumda koltukların arkasına kaçıp köpeğime sarılarak orada kalmak… Her silah sesi duyduğumda öleceğim korkusuyla sevinçle gökyüzüne bakamamak… Her gün kapımı çalan düşman askerleri beni bulmasın diye korka korka saklandığım yerler… Savaşın bir insanı korkak yaptığını, savaşın bir insanın içindeki yaşama sevincini aldığını… Savaşın yakınlarını ve sevdiklerini aldığını bilmiyorlar düşmanlar… Önceleri mavi ve beyaz karışımı olan gökyüzüne umutla ve sevinç dolu gözlerimle bakıyordum. Şimdi ise gökyüzünün mavisi azalmış ve beyazın yerine siyah gelmiş gökyüzüne… Şimdi ise korkudan gökyüzüne umutla ve sevinç dolu gözlerle bakamıyorum. Önceleri her akşam annemin koynunda uykulara dalıyordum. Şimdi ise ne annem var ne babam… Şimdi ise düşmanlar geceleri de beni bulabilir diye korktuğumdan uyumuyorum. Önceleri pembe hayallerim ve masmavi bir umudum vardı. Şimdi ise hem benden renklerimi aldılar hem de hayallerimi ve umutlarımı aldılar. Siz bilir misiniz, mutsuzuz diye halinize şükretmeyen insanlar, siz bunların nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz? Bilemezsiniz ki. Şimdi bir bakın kendinize ve halinize şükredin. Önceleri sevinç dolu olan gökyüzündeki bulutlarla dertlerimi hayallerimi paylaşırdım. Şimdi ise bakmaya korktuğum için dertlerimi de hayallerimi de paylaşamıyorum. Beden olarak varım ama ruhum aç. Sevgiye, dosta, umuda, mutluluğa ruhum aç. Ne yediysem doyuramadım. Savaş benden tok olan ruhumu aldı, yerine aç bir ruh bıraktı. Aç bir ruh sevgiye hasrettir, dosta hasrettir, umudu yoktur ve korkaktır. Ruhum aç!. Savaşı ülkeme getiren insanlar şimdi söyleyin bana savaş nasıl güzel bir şey? Benden renklerimi alan, umudumu alan, yakınlarımı alan, hayallerimi alan, geceleri sevinç dolu gözlerle baktığım yıldızlarımı, gökyüzünü alan savaş nasıl güzel olabilir? Bir insanın ruhunu tokken aç yapan savaş nasıl güzel olabilir? Nasıl, nasıl, nasıl size soruyorum savaşa güzel diyenler. Hiç sabahları bomba ve silah sesleriyle yatağınızdan zıplayarak kalktınız mı, geceleri öleceğim korkusuyla koltukların arkasına saklanıp uyudunuz mu, her bomba sesi, her silah sesi duyduğunuzda köpeğinize sarıldınız mı, geceleri annenizin koynunda değil de koltukların arkasında yattınız mı?Yatmadınız, ölmediniz, olmadınız, saklanmadınız, kalkmadınız, korkmadınız… Bilemezsiniz, bunları benim ülkeme savaşı getiren insanlar ve savaşa güzel diyenler kendilerini beyaz bir yalanın arkasına saklayıp haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Halbuki beyazı kirlettiklerini ve herşeyi kirlettiklerini bilmiyorlar. Ölmediniz, olmadınız, saklanmadınız, kalkmadınız, korkmadınız. Bilemezsiniz ve savaş nasıl güzel olabilir?
Yazar:Cansu Porsuk