Kayıt Ol
Haz 2, 2019
248 Views
1 0

Kemoterapi Sürecine Hakim Birinden Bu Tedaviye Yeni Başlayacaklara Tavsiyeler

Written by

Kanser tedavisinin olmazsa olmazlarından kemoterapi sürecine dair bilinmesi gerekenler.

geçtiğimiz temmuz ayında mide kanseri adı altında başlayan süreçtir bizim için kemoterapi. bu süreçte yaşadıklarımızdan yola çıkarak, yolun başındakilere bir iki tavsiye vermek istiyorum.

1. iyi ya da kötü başkalarının söylediklerine, yaşadıklarına kulak asmayın.

parmak izlerimiz gibi eşsiz olduğumuz için kemoterapide de, aynı ilacı aynı şartlarda iki hastaya verirseniz farklı reaksiyonlar görmeniz gayet olasıdır.

pek çok kemoterapi ilacı genellikle ön ilaç formunda verilip, hastanın bünyesindeki enzimler ile aktif hale dönüştürülür ve ancak bu dönüşümden sonra etki edebilir. diyelim ki bu dönüşümde rol oynayan enziminiz mutasyonlu, genelden farklı!, ilaç hiçbir şekilde aktif hale geçemeyeceğinden, aktivite gösteremeyecek ve iyileşme görülmediği gibi sıçrama yada nüksetme de görülebilecektir. yada ilacın hedefi sizde mutasyonlu, aynı şey söz konusu olacak. babamda yaşadığımız şey buydu. mide kanseri teşhisi ile tüm midesi alındı, 2 kür kemoterapi sonrasında, radyoterapi planlama esnasında anlaşıldı ki, babam karaciğerinde gelişen metastaz sonucunda 3. evreden 4. evreye geçiş yapmış.

tam tersi de olabilir bu arada. yan yana iki hastadan biri ilacı metabolize edemezken, diğeri süper metabolizatör olabilir ve verilen ön ilacı son molekülüne kadar işleyerek maksimum yararı görebilir. istatistik dışı davranabilir.

kemoterapi esnasında babamda neredeyse hiç yan etki görülmedi. bunu doktor ile paylaştığımızda, olabilir, görülmeyebilir, dedi. ilacın etki etmediğinden hiç şüphe duymadı!!! o iyimser hava ile biz de şüphe etmedik, babam iyi tolere ediyor, dedik ama siz uyanık olun, sorgulayın, doktorunuza sorgulatın…

2. kanser markerları ile tarama isteyi

kemoterapi öncesinde yapılacak tarama sonucu elde edilecek değer, sizin referans noktanız olacak, ilaç alırken yapılacak taramalarda ise bu değerin düşmesi-yükselmesi ilacın işe yarayıp yaramadığına dair bir ip ucu olacak. babamda yapılmadı. biz de talep edebileceğimizi bilmiyorduk, doktorumuza teslim olduk tamamen. şimdi ise maksimumda 35 olması gereken markerın babamdaki değeri 2109!!! fark edilseydi belki karaciğerde bu denli yayılmadan müdahale edilebilirdi. 

3. radyoterapi öncesi pet-ct isteyin

evet hekim değiliz, evet konuya hakim de değiliz, bu işleri bilmiyoruz ama pet-ct ile ön taramayı sanırım her kanser hastası hak ediyor. önce bir tomografi alalım, hmm olmadı bu, bir de mr alalım, derken babam gibi hastane-iğne-kan korkusu olan, zor bir hasta ve yakınları için büyük bir eziyet yaşanıyor.

4. doktorunuzdan emin olun

bizim en büyük hatamız. üniversite hastanesinde yapıldı babamın ameliyatı ve cerrahı dünya iyisi bir insan, prof. dr. serdar erkasap. babam başka bir hastaneye giderek doktoruna ihanet edeceği hissine kapıldı, gidemedi başka bir yere. biz de, üniv. hastanesi doktoru nihayetinde kendini daha da güncelliyordur, son gelişmeleri takip ediyordur, diye düşündük. marker bakılmadı, pet-ct hiç istenmedi. gayet ifadesiz bir yüzle ilgileniyormuş gibi yaptı. ilgilenmedi çünkü bu evredeki mide kanserlerinde sağ kalım istatistiği belli ve düşük idi, doktor da bizi o istatistiğin dışına çıkarmak için değil, o istatistiğe sokmak için rutin memuriyet işini yaptı.

nihayet serdar erkasap ile konuşup babamı başka bir hastaneye gitmesi için ikna edip edemeyeceğini sorduk, kabul etti sağ olsun. şimdi doç. dr. zeki üstüner’in hastasıyız. ben bu kadar mücadeleci, sevgi dolu bir onkolog, böyle bir insan görmedim. ailemizden biri gibi anlattı, biz anlattık, “doktor ile bir-lik-te” karar aldık. babamla da abisi ile konuşur gibi konuştu. ikna etti. süper bir insan.

ümit verdi mi, hayır; ümitsiz miyiz, hayır. sadece hazırlıklıyız, o kadar. bize ayırdığı vakit üniversite hastanesindeki hocanın ayırdığı kadar ama iş o vakti etkin kullanmakta zaten. iş işten geçmiş, demedi; marker taramaları, pet-ct tetkikleri yapıldı. ilaç için ise 2010’dan bu yana etkin şekilde kullanılan ama ülkemizin kemoterapi protokollerinde yaygınlaşmamış yeni akımı takip ediyor, sağlık bakanlığından onay bekliyoruz.

5. hastanıza kanser olduğunu söylemeden önce, bir durun, düşünün

evet hastanın hastalığını, işin ciddiyetini bilmemesi, gelecek planları yapması çok acı.. ama bazen söylenmemeli.

şarkıcı nilüfer, siyaset meydanında, hastanın kendisine söylenmeli, saklanmamalı, dedi diye çat diye söylenmemeli.

önce bir düşünmek gerek.. hastanın yaşı, cinsiyeti, eğitim durumu, görüp geçirmişliği yani sosyo-psikolojik durumu hesaba katılmalı. bizde amerikan filmlerindeki gibi yürümüyor çünkü bu işler, hmm madem vaktim az, gideyim gezeyim, demiyor bizim insanımız.

babamdan örnek vermem gerekirse; 61 yaşında, ilkokul mezunu, işçi emeklisi, konuşkan değil, içine kapanık… tüm hayatını, bir gün güzel bir hayat beni de bulacak, düşüncesi ile “anı yaşamadan”, annesine feda ederek yaşamış (gerçekten, babannemi 2 yıl önce kaybettikten sonra babam da bir uyanış yaşadı ama işte..). yani aslında hiç yaşamamış. tvlerde, haberlerde kanser’in “amansız bir hastalık” olduğu dayatmasına maruz kalmış ve onun için kanser=ölüm. bu anlayışta ve hiç yaşamamış bir insana ne söylerseniz söyleyin, onun için anlamı şu cümle olacak: son evre kansersin ve ne zaman öleceğini ön görüyoruz.

son altı ay deniyor babam için, kendi durumundan haberdar olsaydı hayata küsecek, kendini odasına kapatacak, en sevdiği torununu bile görmek istemeyecek ve ölümünü bekleyecekti; biliyoruz. oysa ki şimdi, tek problemi yeni ilacın gün içinde ne kadar süre ile verilecek olduğu; bir buçuk saat dedim, çok rahatladı. gelecek planları yapıyor, dinliyoruz.. neden bölelim ki hayallerini. biz ise bu zamanı güzel bir vedalaşma zamanı olarak düşünüyoruz ilk şoku atlattığımızdan bu yana. umutlu değiliz, ümitsiz değiliz, hazırlıklıyız.

(benim gözlemim kadınların daha güçlü bir şekilde savaşıp, galip geldiği yönünde. erkeklerden farkları, birbirleri ile konuşmaları, anlatmaları, paylaşmaları.)

6. hasta yakını depresyonu

hasta değil hasta yakını iseniz ve yoğun olarak siz ilgileniyorsanız, bunu dikkate alın derim. kendinize iyi bakın ki, hastanıza faydanız dokunsun. terapi bitip de hastanızın temiz olduğu netleşinceye kadar, iyimserlik yada ümitsizlikle gardınızı düşürmeyin. herşey iyi gidebilir 2 ay, 3. ay değişebilir; bu değişimin yaşatacağı şok ile dağılan bir hasta yakınının hastasına bir faydası olamıyor. yada tam tersi, iyileşebilecek bir hasta, bu karamsarlık nedeniyle kötüye gidebilir.

7. kalabalıktan korkmayın

onkoloji servisleri, poliklinikleri gerçekten çok kalabalık ve uzun kuyruklar, beklemeler yaşanıyor, korkmayın.. alışıyorsunuz.

8. durmak yok, yaşamaya devam

evet, hayat rutininde akmadıkça, hasta için de hiçbir şey normale dönmeyecekmiş gibi geliyor. o nedenle, öncesinde her ne yapılıyorsa, hastanın vaktinden çalmadan, yapılmaya devam edilmesi, evdeki karanlık havanın dağılmasını sağlıyor.

9. kemoterapi sonrası ev ziyaretleri

özellikle hasta hastalığını bilmiyorsa, hasta yakınlarının telefonda verdiği sinyali alın.. kemoterapiden hemen sonraki hafta is-ten-mi-yor-su-nuz..

bilen bilir, kemoterapi ilaçlarının asıl yan etkileri hasta hastaneden taburcu olunca (o kür bittikten sonraki hafta) yaşanır.. hasta ziyaretlerinizi de kür biter bitmez yapmayın o nedenle. hastanın ilgiye ve bakıma ihtiyacı var ve hasta yakını da yorgun; bunun üzerine bir de sizle ilgilenmek durumunda bırakmayın insanları, bencilliğin lüzumu yok.

ziyaret edeceğiniz zamanı bilin, geldiğinizde de kalkmayı bilin. ziyaretinizi yaparak kendi vicdanınızı rahatlatmak adına hasta ve yakınlarına sıkıntı vermeyin…

10. 50 yaşına kadar sen bedenine iyi bak, sonra da o sana iyi baksın.

son olarak; benim babam vasıtası ile bu hastalıktan öğrendiğim iki şey var; birincisi `50 yaşına kadar sen bedenine iyi bak, sonra da o sana iyi baksın`! ikincisi ise, sonrasının olmadığı.. şimdi var sadece (bkz: the power of now). güzel bir tatil için tüm borçları ödemeyi; aile ile güzel bir gün geçirmek için her şeyin yolunda olmasını beklemeden, şimdi, o an neye sahipse insan onu güzelleştirip içine almalı.. biz sıradan insanlar için, hiçbir şey hiçbir zaman eksiksiz-kusursuz olmuyor çünkü.

yaşayanlara geçmiş olsun; yaşamamışlar hiç yaşamasın umarım lakin her eve giriyor sinsice…maria elena diye bilirler


https://kitabevi.gencyazi.com/kanser-guncem

Genç Yazı Editör

Keşfedilme süreçlerinde,Hikaye-Öykü,Şiir, Roman, Deneme yazan Kağıt kesikli parmakların Şans faktörüne olan ihtiyacı minimuma indiriyorokutuyoruz.
Genç Yazı Editör
Article Categories:
Yaşam

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.