Okuldan, işten, dışarıdan geldiğinizde genelde hava karamış yorgun bir vaziyette kimsenin olmadığı karanlık boş bir ev sizi bekler. Önce ceplerinizi yoklar anahtarınızın yerini arar, cebinizden çıkartır ardından kapıyı açar içeriye kimi zaman oflayarak girer kimi zaman halinize şikayet eder bir vaziyette kendinizi karanlık koridorun ortasında bulursunuz.Işığı açmak için batmaya yüz tutmuş güneşin ışıklarının evi aydınlattığı kadarıyla ışığı açarsınız. Bazende eviniz zifiri karanlıktır. Biraz dinlenir yere uzanır, bu soğuk kış gününde üşüyen ayaklarınızı, kendisini bile zor ısıtan kalorifere koyar az da olsa ısıtırsınız. Derin bir nefes alıp, dışarıda lapa lapa yağan karı pencereden seyreder bazen bütün bir geceniz pencere başında ya da hayal aleminden hayal alemine uçmakla geçirirsiniz. Kimi zaman annenizin kucağındaki bebek sinizdir bazen dışarıda hayatı takmadan koşan acıları sıkıntıları olmayan o masum sokak çocuğu bazen istediği her şeye sahip olan milyoner, dışarıda bir sağa bir sola savrulan kar tanesi, bazen bir gemici, bazen bir seyyah oluyorsunuz. Bazen güzel günleri tasarlıyorsunuz uzun soğuk bir kış gecesinde. Kredi kartı borçlarını düşünmediğiniz, o gün yaşadığınız kötü olayları aklınızın ucundan bile geçirmediniz bir hayal denizidir o gece .
Keşke her gecemiz hayal denizi olsa keşke her gece hayallerimiz içerisinde kaybolup gitsek keşke her keşkelerimiz her gece sıcak yatağımızda düşünürken aklımıza girmese keşke….