Kayıt Ol
Eki 28, 2014
1050 Views
0 0

Kızıl bir akşamüstü…

Written by

Yine kızıl bir akşamüstü gözlerimi yakarken

Bir fincan çayın buğusunda gülümsedi hayalin…

Ayak seslerini duyarım bu vakitler geldiğinde

Haydi dersin, düş önüme bakalım tembel adam

Şimdi birlikte su verme zamanı sardunyalara,

Kurumuş yüreklere, çatlayan dudaklara…

Gölgelerde gizli saklı konuşmalarımız uçuşur

Giderken yaktığın mektupların külleri gibi…

Deli hallerime kızarken bile güler kahve gözlerin

Susarsın, bilemem içinde ne fırtınalar estiğini…

Kızıl bir akşamüstü aldı seni götürdü uzaklara

Yoksun artık bu bahçede, çok güz yaşadım,

Çok şiir yazdım, ama değişmedi mevsimler

Oysa bir bahar dalı için neler vermezdim!

Dar zamanlarda sevmelerin heyecanını,

İçimdeki çocuğun seninle özgür olabildiğini,

Şiirlerin aşk için daha çok satıra ihtiyacı olduğunu,

Mutlu anların vazgeçilmezliğini senden öğrendim…

Eski bir tahta salıncakta, gıcırtılar eşliğinde

Söylediğimiz şarkıların unutulan sözlerini,

Ellerinin terini tenimde hissettiğim anları,

Yaşamıma girdiğin o günü… Çok özledim…

 

Ferhat AĞAOĞLU

Avatar

Latest posts by fagaoglu (see all)

Article Categories:
Şiir

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.