Kitap Gönder
Eki 4, 2018
125 Views
0 0

Mardin’den İzmir’e Bir İki

Written by

Biliyorum, kaleme alacağım makaleye konu olan, tek şoför haberini; birçoğumuz yazılı ve görsel basında: gördü, işitti ve okudu.
Okumayan için, önce haberi kısaca özetleyeyim.
İzmir´e gitmek üzere Mardin´den 40 yolcusuyla bir otobüs kalkar!
Yola çıkan otobüste tek şoför vardır.
Muavini yok.
Kliması çalışmaz.
Muavin olmayınca, elbette yolcuya hizmet veren de olmaz.
İşin garibi yolcu otobüsü üzerinde, firma adı ve amblemi de yok!
Aksiliğe bak!
Kör şeytan işi hep yokuşa sürüyor, 2 saatte kat edilecek yolu, bu kaptan 6 saatte kat etmiş ve bir rekoru kırmış.
Şaka gibi değil mi?
Hatırlayın, bu otobüs 40 yolcusuyla Mardin’den 1453 kilometrelik yol kat edecek, 16 saat 41 dakika sonra İzmir’e varacaktı.
Keşke matematik okusaydım.
Belki 2 saatlik yolu 6 saatte giden araç üzerinden, üniversite sınavı için sınav sorusu hazırlardım.
Neyse konuyu çok dağıtmayalım.
Ömer Seyfettin öyküsü lezzetinde başlayan hikâye Urfa’ya gelince ortalık karışmış.
Can güvenliği olmayan 40 yolcunun, aklı başına gelmiş.
Yolcular; önce şikâyetlerini direksiyon başındaki kaptana yapmış, sorun çözülmeyince polisi devreye sokmuş.
İyi de etmişler.
Mardin’ den İzmir’e1453 km yolu, bir şoförle git demek, al kardeşim kırk adamı, bir şarampole at demenin Arap(!)çası olmalı.
Bu haberi okuyunca, keşke dedim polise şikâyetçi olan şu yolcular, yakın olsa da onları tek tek tebrik etsem.
Hatta acı bir kahve ikram etsem de kırk yıl hatırı olsa.
Uygulamalı olarak gördük ve öğrendik ki bir otobüs bile tek bir şoföre emanet edilemezmiş…
Nereden mi anladım?
Nerden olsun, 40 yolcunun şikâyetinden sonra polisin kestiği cezadan.
Şikâyet üzerine olay yerine gelen polis; otobüste yaptığı incelemeden sonra, yolcuları haklı bulmuş ve 1453 kilometrelik yolu tek şoförle almayı ve yolcuların hizmet alımının taahhüdünü yerine getirmediği gerekçesiyle şoför ve firmaya 2 bin 900 TL para cezası kesmiş.
En kocamanından bir alkış da, kanunu tavizsiz uygulayan, Trafik polislerine…
Demek ki, uzun bir yolu tek şoförle kat etmek, yolcunun can güvenliğini tehlikeye atmak; yolcuya hizmet vermemek, yolcuya verilen sözü tutmamak, trafik yasasına göre suç!
Oleeey!
Vay canına nerden mi bildim?
Nerden olacak canım kardeşim, elbette kesilen 2 bin 900 TL para cezasın ) dan.
Şimdi hep birlikte bizde emniyet kemerimizi bağlayalım, oturduğumuz koltuğa sıkı sıkı yapışalım.
Niçin mi?
Niçin olsun, biliyorsunuz 81 milyon muhasır medeniyet yolcusu da tek kişiye emanet!
Üstelik hangi yöne gittiğimizi de bilmiyoruz!
Yol üstünde trafiği kontrol eden, ne trafik polisi, ne yol kontrolü yapan jandarma var.
Trafik levhası yok.
Firma, otobüsün üstündeki yazıları tek tek silmiş. Marş basmıyor, hız, hararet ve yağ göstergesi göstermiyor.
Araç içi aydınlanma bozuk.
Araç fenni muayenesi yapılmamış.
Lastikler kabak!
Kaporta dökülüyor.
Ve direksiyon başında ki şoför, fenni muayeneye girse, geçmeyecek bu araca, her şey tamam, dünya aracımızı kıskanıyor diyerek trafiğe çıkıp basıyor gaza…
Ehliyet ruhsat soran yok!
Seksen 1 milyon yolcu, yuaşamla ölüm arasınbeka sorunuyla karşı karşıya. Hepimiz bir olsak, Mardin’den İzmir’e seyahat eden 40 yolcuyu örnek alıp, otobüsü mü değiştirsek yoksa sürücüyü mü?

Kavlak Necati

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Hayata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.