Sözleri rüzgara karışıp savruluyordu aşığın Marmara’da
Bir türlü vazgeçememişti
Geceleri uyuyamadığında
Alelacele paltosuna sarılıp ezbere bildiği sokaklarda elleri cebinde dolaşmaktan.
Yağmur henüz yağmış olmalıydı,
Yerler ıslaktı
Fakat yakıyordu bastığı yerleri delikanlı.
Bir sıkıntı yüreğinden kopup başına doğru yükselmişti.
Umutlarının sırtını sıvazlasa da
Bu sokakları pis şehir azimle takardı ayağına taşı.
Şimdi,
Bir gece daha düştü gözlerime
Bu bilmem kaçıncı yitirişti güneşi
Bilmem ki
Kaç kez tükettim dakikayı, saati?
Ömrümün ne kadarı gitti?
Kalan zamanım yıldızları saymama yetecek mi?
Dürüst olmalıyız ki
Ne biz iyi bilirdik bu dünyayı
Ne bu dünya bizi.
Söyler misiniz, hayatı özenilesi olanlar kimlerdi?
Eksik yaşardı her zaman hayatını birileri.
Avuçlarında tutabilse
Özenle taranmış saçlarına
Taç yapar takardı genç kızlar süslü hayallerini.
Yanlışta olsa bazı şeylerden vazgeçilmezdi.
Bu alışılmışlık değil,
Tercih meselesiydi.
Kararlı olmak tabiki en iyisi.
Peki ya beraberinde getirdikleri?
Tuğçe Hızal
