Ölümler çıplak gelir. Beklemediğin anda, beklemedik şekilde, beklentilerinin üzerinde…
Bazen ise beklentilerine cevap verecek şekilde…
Vedalar uzun soluklu, aynı düşlerde yaşayan insanların, ayrı dünyalara yolculuğudur aslında. Duymak istemezsin, kulaklarını tıkarsın, bağırırsın ama sesin duyulmaz. Hayatının manasını işte o zaman anlarsın, vedalar kapıyı tıklatınca.
Mutluluk bir kapsül haptaymış meğerse bir şırınga ilaçta, bir somun ekmekte gizliymiş. Mutluluk, sağlık demekmiş. Mutluluk, boş duvarlara yankı yapan sesinin, bir çift kulağa kendisini duyurmasıymış. Mutluluğun, yalnızlık efendiyle arası pek iyi değilmiş. Çünkü mutluluk, onu sevenlerle paylaşırmış duygularını. Aşk gibi, sevgi gibi, sen gibi…
***
Gece saat 2.40. hastanenin koridorları her gece olduğu gibi bu gecede çok sessiz. Çalışmış olduğum yerden anca o saatlerde bunalmaya fırsat bulabiliyorum. Uzun bir koridor var önümde dışarıya çıkabilmek için ama o kadar bunalmışım ki hiç üşenmiyorum boş ve sessiz koridordan yürürken. Derin düşüncelere dalıyorum yine. Kasvetli ortamlar hep düşüncelere sevk eder beni. İçten içe sorular sorarım kendime cevabını bilmediğim. Hastanede başka ne yapabilirim ki?
Derken kliniğin önünde oturan, elinde örgüsüyle yaşlı bir teyze dikkatimi çekiyor. Yüzünde hayatın derin izlerini taşıyan bu manalı yüz, öyle odaklanmış ki ördüğü atkıya beni bile görmüyor. Şarap kırmızısı örgüsünü ilmik ilmik işliyor. Dikkatle yüzüne bakıyorum ama hiçbir duygunun izi yok ne uykusu var gibi ne de hayatından memnun gibi. Şişleri ve ipliğiyle hayata meydan okur gibi. Hayranlıkla ve tebessümle yanından geçiveriyorum. Hikâyesini merak ederek.
Biraz zaman geçtikten sonra tekrar çalıştığım yere geri dönmek üzere koridorlardan yürüyorum. Hala daha o teyzeyi ve hikâyesini merak ediyorum. Bu sefer gidip yanına muhabbet edeceğim. Tepki alamayacağımı bilsem bile. Kafamda kurduğum cümlelerin başına ‘kolay gelsin’i ekliyorum. Sonra muhabbet devam eder diye umuyorum. Yüzümden de tebessümü eksik etmeyeceğim tabi.
O koridordan sesler geliyor uzun soluklu, acı çeken sesler. Hızlandırdığım adımlarım, yüzümdeki heyecan hepsi aynı şeyi düşünüyor. Yarım saat önce burada örgü yapan o yaşlı teyze şimdi kendini yerlere atmış bağırıyor. Şimdi anlıyorum yüzündeki o ifadeyi. Acının izleri, mücadele izleri yüzündeki kırışıklarının nedeni. Hayat arkadaşını kaybedecek olmanın şişe ve ipe yansıması. Kimse durduramıyor teyzeyi. Gözleri yaşlarla dolu, ağlıyor, bağırıyor, isyan ediyor ama geri dönmeyecek olduğunu biliyor.
Mutluymuş meğerse, hayat arkadaşını kaybetmeden önce…