Bir şiir yazıldı,
Her telinden aşk akan,
Geceden kara, koyu mu koyu,
Demli bir çaydan daha çok sevdiğim,
Omuzlarıma arkadaşlık eden, saçlarına.
—
Bir şiir yazıldı,
Meleklerin bir surete büründüğü,
Her görüşümde bulutların isyana kalkıp, güneşe kul olduğu,
Hafif al bir tema ile ülkemin bahçelerini andıran,
Düşmanları birbirine dost edecek kadar güleç
Yüreğimin evi, yüzüne.
—
Bir şiir yazıldı,
Küçük, naif, ikisi de birbirinden güzel,
Kısa parmakları ile nazikçe dokunduğu her yere bereket katan,
Yazdığı her kelime ile gönlümde bir başka gönül yaratan,
Yağan yağmurun ıslamaya kıyamadığı,
Ellerimin dostu, ellerine.
—
Bir şiir yazıldı,
Saf bir çocuk gibi,
Çalan her zili, “babam geldi” diye haykırarak,
Koşarak karşılayan, saf bir çocuk gibi,
Turgut Beyimizin göğe bakarken çarpan kalbi gibi,
O dağlardan akan, saf, bembeyaz, arı bir suya ayna olan,
Tertemiz, pirüpak kalbine.
—
Bir şiir yazıldı,
Kapatıp açtın ya onları,
Sanki bir çağ bitti de yenisi başladı,
Sanki Mehmed İstanbul’u yeniden fethetti,
Kapkara gök masmavi kesildi,
Sokak insanlarının en sadık dostu olan,
Gece lambalarının etrafı aydınlattığı gibi,
İçimi aydınlatan, fındık gözlerine.
—
Bir şiir yazıldı,
Uçsuz bucaksız bir vadiden pervasızca dökülen,
İçinde binbir türlü balığın bir festival havasında dans ettiği,
Nilüferlerin susuzluğunu içip içip de bitiremediği,
Hırçın ve bir o kadar şeffaf bir şelalenin,
Yaptığı o serin, yatay dalganın,
Her bir damlası gibi akan gözyaşlarına.
—
Bir şiir yazıldı,
Sanki göğe baş kaldıran bir minareden gelen,
Sanki aziz dostum dağların, kardeşim dağlılara seslenişi,
Sanki unutamadığım bir ezgi, taş plaktan,
Sanki okunan bir şiiri, kalbi yontan,
İpekten daha yumuşak sesine,
Sözlerine.
—
Bir şiir yazıldı,
Her seslenilişinde
Ve her duyuşumda, seni daha çok sevdiğim,
Şairin dediği gibi, “kurtuluşumun simgesi”.
Her mısraya gizliden gizliye yazdığım,
Bir zafer edasıyla, bir aşık edasıyla,
Söylediğim ismine.
—
Bir şiir yazıldı,
Dört mevsimi her güzelliğiyle yaşadığım bir an,
Bu dünyanın cennetine girdiğim bir an,
Kalbimin şafağının bittiği bir an,
O tohumunu ektiğimiz güllerin açtığı bir an,
Mısraların, şarkıların, sözlerin kifayetsiz kaldığı bir an,
Sevdiğim her şeyi daha da çok sevdiğim bir an,
Yemyeşil ovalara, pırıl pırıl sulara,
Aldığım her nefese şükrettiğim bir an,
Tüm hızıyla dönen dünyayı
Ve kaygısızca akan zamanı,
Durduran gülüşüne.
—
Bin şiir yazsam yoluna, bin mısra söylesem,
Yeter mi senin ışığını anlatmaya, gönlümün kandili ?
Şimdi sussam ve dursam sonsuz bir selama,
Razı olur mu yüreğim ?
—
Sar beni bu kara toprak gibi,
Ben senin çiçeğine, suyuna muhtacım.
Onur Altun