insanın insana yaptığını yapmaz
yazın gürleyen göklerin ardına sıkışıp kalmış iki çift ayak
damlalarını serpiştirirken şemsiyeme hiç mi umursamaz
hiç mu utanmaz göz kapaklarının nefreti
biliyorum
ben daima suçlu bulunmaktan korkuyordum
tıpkı yağmurda kalmış, üşümüş, titreyen bir köpek gibi..
sığınıverirdim göğüslerinin bittiği yere
eninde sonunda
ellerimi doğrultup omuzlarına af diliyordum
beni bilirsin, ben buydum
hiçbir güç sökemezdi birbirimizi
terleyen çarşaflara kaplarken bedenimizi
orta yerinden çatlayan gökyüzüydü yatağımız
yastıklarımız kanadı kırık, uçmaya hasret kuşlardandı
hayır yanlış anlamadın
kuşlardı
kanatları alev alev yanarken bulutların
eğildim yüzüne
yeryüzüne akseden çığlıklarım:
ben geliyorum sevgilim
yağmurlara doğru
ölüm sularını susamak lazım..