Kayıt Ol
Mar 16, 2017
931 Views
0 0

Mutluluk

Written by

Mutluluk denen duyguyu en son yaşadığımdan bu yana 10 yılı aşkın zaman geçti. Gerçekten en son ne zaman mutlu olmuştum? Tam hatırlayamaz oldum. Hiç düşünmezdim, bir insanın gerçekten mutlu olduğu bir anı unutacağını. Ama düşünmediğim, hayalini bile edemediğim şey başıma gelmişti işte, bir şekilde. Sahiden en son ne zaman mutlu olmuştum? Ne olmuştu da mutlu olabilmiştim? Neye sevinmiştim? Neyin sevincini, mutluluğunu yaşamıştım? O an nasıl bir andı? Yanımda kim ya da kimler vardı? Hatırlayamıyorum. Çok uzun zaman oldu tek bildiğim bu. Ve anladım ki mutluluk denen şey bu dünyadan gitmediyse bile benim dünyamdan dönmemek üzere gitmişti. Giderken ne bir haber vermişti ne de bir elveda demişti. Arkasında bir mektup bile bırakmadan çekip gitmişti. Neden gitmişti? Sebebini bile belirtmeden gitmişti. Gidişini bile görememiştim. Gidişimi bile göremeyen bir sevdiğim vardı. Acaba beni düşünüyor mudur? Sanmam. En son karşılaştığımız anda anlamış olmam gerekirdi, artık onun nasıl ve neler hissettiğini? Anlayamadım. Zaten benimde en büyük sorunum bu değil mi, hiçbir şeyi anlayamam. Hayatımda ne olup bittiğini anlayamam. Bilirim neler olduğunu ve neler olacağını. Ama ne engel olabilirim ne de engel olmaya çalışırım. Öylece beklerim. Tabiri caizse mal gibi bakar ve izlerim olayların gidişatını.

Mutluluk denen bu kısa ve kolay kelimenin anlamı o kadar derin ve dolu ki anlatamam. Sağlık gibi kaybetmeden değeri bilinmeyen, ender bulunan, antik şeylerden biri. Antik dediğime bakmayın, mutluluk eskimez. Ancak varlığı bayağı eskiye dayanır. Bazı rivayetlere göre ilk insanla birlikte var olmuştu, bazı rivayetlere göre ise varlığı insanlık tarihinden bile daha eskiye dayanmakta. Mutlu olmak anlık bir şey olsa da mutluluk denen olgu “mutlu olmak” kavramından daha detaylı olmuştur. İnsanlar ve insanlık bazen bu iki kavramı aynı olarak görseler de “mutlu olmak” aslında mutluluğun sadece küçük bir parçasıdır. Bazen de mutluluk kavramı yok sayılmış ve sadece “mutlu olmak” eylemine indirgenerek, insanlık tarihi için büyük bir ayıp yapılmıştır. Mutluluk, kendisine yapılan bu ayıbı hiçbir zaman unutmayarak, süreç içerisinde ve zaman zaman bu kinini insanlardan çıkartmıştır. Bazı insanlara kendisini göstererek/hissettirerek başka insanlara nispet yapmıştır. Bunun gibi çeşitli yollarla intikamını almaya çalışmış ve intikamını almaya devam etmektedir. Peki kim suçlu? Mutluluk mu, insanlık mı? Kimi suçlamak daha doğru bu konuda? İnsanlar bu konuda da ikiye ayrılmış. (Çünkü insanlar ikiye ayrılmayı sever. Ellerine geçen her konu ve fırsatta ikiye ayrılmayı başaran insanlar, bu hususta da geri kalmamış.) Bense mutluluğu daha önce tatmış ve mutluluğun gazabına uğramış biri olarak suçu ikisinde de görmüyorum. Suçlunun kim olduğunu adım gibi biliyorum. Çünkü suçlu benim. Suçu başkasına atmak ya da işlenen bir suçu yok saymanın hiçbir faydasını görmedim, hiçbir konuda. Ve her konuda olduğum gibi burada da suçu kendimde buluyorum.

(Bu konuda konuşmaya, yazmaya ve anlatmaya daha devam edebilirim. Ancak şu an devam etmek istemediğimden ötürü, bu yazıyı burada bu şekilde bırakıyorum.) (Yazının son paragrafını yazmadığım için bu bilgiyi paylaşma ihtiyacı duydum.)

tarantino

Hayata bir türlü tutunamadık. Hep ince çizgilerle kaybettik. Belki de hiç kazanamadık. Ama çok sevdik. Sevilmeyi az da olsa tattık. Ancak hiçbir zaman sevdiğimiz kadar sevilmedik.
Avatar

Latest posts by tarantino (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.