Ölümüne yaklaşırken o son dakikalarını huzurla geçirmek istemiştin …hem de benimle…kilometrelerce uzaktan…telefonla…İçtiğin zehir kanına karışırken ve bilincin yavaş yavaş yok olurken ve bu kadar kararlıyken nedense yalnız olmak istemiyordun…” Hiç konuşma, sadece şu şarkıyı benimle dinle!” dedin…. Tek istediğin buydu…Çok muydu? Tek istediğin o şarkıyı dinlerken ölmekti…
Yapmadım…yapamadım….Uzaktan kumandası ile işlerini yürüten bir cani gibi acil servisi ve karakolu aradım hemen . …Duyarlı bir insanmışım gibi sanki…bir insanın hayatını kurtarmaya çalışan bir kahraman mışım gibi…kandırdım onları…” Lütfen! Bulun onu ve kurtarın…bildiğim tek şey ismi, soy isimi ve telefon numarası…yarım saat içinde ölecek!Yalvarırım lütfen bulun onu!”
Ölmeden önce duyduğun son ses insanlığa olan güvenin ile birlikte tekmelerle kırılan kapı sesleri olacaktı…ama olmadı…kurtarmışlardı seni…hem de benim sayemde…Ertesi gün ağrılar içinde uyandığında hastane yatağında seni hayata döndürenin ben olduğumu söylemişlerdi. Sen ise ” Öyle birisini tanımıyorum!” demiştin…
Şimdi yaşayan bir ölü gibi devam ettiğini duyuyorum…Özür dilerim. Ben seni hayata öldürdüm.
