Nar çiçeklerinin açma mevsimiydi, mevsim. Nedensiz gitmelere bir nar çiçeği daha eklendi bugünlerde. Erik ağaçlarında gök erikleri yemek için çıkan küçük çocuklar gibi olgunlaşmasını beklemeden, yemeye başlamak gibiydi. Sabırsızca katlanıldı nedensiz gidenlere. Sabırsızca yarınlar beklendi. Bir türlü gelmedi, gelmek nedir kimsede bilemedi. Bugünlerde böyleyim ben. Nedensiz gitmelere pek sitemli, pek kırılgan.
Birçok kalp kırıldı; tamiri mümkün olmayan, bilinen tedavileri kabul etmeyen. Kimsede çıkıp söylemedi ki “kimsenin bilmediği bir ilacım var” diye. Umutlar tükeniyor, insanlar yaralanıyor, kimi zaman ölüyor. Ama nedensiz gidenler bir türlü dönmek bilmiyor.
Kimsenin günahı yok, kimsenin bir suçu yok. Gidenler, kalanlara yüklendi; kalanlar ise gidenlere. Kimse aynaya bakmak bilmeden birbirlerine bakıp durdu. Kalpler savaş meydanlarına dönerken, suretler binlercesine gülücükler saçtı. Herkes iyiydi ama kimse iyi değil gibiydi de. İçleri seni, dışları beni yaktı. Ama nedensiz gidenlere hiçbir çare bulunamadı. Nedensiz gidenler bir türlü dönmek bilmedi…