Özgürlük, insanı hayattan uzaklaştıran ve bazenleri dinlendirendir. İnsan hayattan bıktığı zaman kuşlar gibi uçabilmek ve buralardan uzaklaşmak ister. İnsan özgür bir varlıktır. Ama insan bu hayata tutunduğu zaman bu hayattan kolay kolay uzaklaşamaz. Çünkü hayat insanın kuşlar gibi uçup kendisinden uzaklaşmasına izin vermez. Bu nedenle insan bu hayattan uzaklaşamadığı için kuşların yolunu seyreder. Bizlerden önceki nesilde kuşlar, insanlar için bir araç idi. Fakat devir geliştiği için yeni yeni icatlar ortaya çıktı. Bu nedenle de kuşların bir araç gibi kullanılmasından vazgeçildi ve kuşlar da kendi özgür hayatına kavuşmuş oldu. Ama bu sefer de bazı insanlar kuşlar gibi özgür olmak istiyor. İnsan, kendisinin Allah katındaki değerini bilseydi insanın gözü kendi ibadetinden başka bir şeyi görmezdi. Artık insanlar, bu hayatın, şeytanın ve kendi nefsinin oyunlarına kanmıştır. İnsanlar bu hayatın, şeytanın ve kendi nefsinin oyunlarına alıştığından dolayı kendisinin nerede olduğunu göremez.
Ya biz kuş isek ya da kuşlar biz ise?
İnsan bunu hiç düşündü mü acaba?
İnsanın hayatta aradığı tek şey huzur olmalı. İnsanın huzuru bulması için ilk önce imanına yönelmesi lazımdır.
İnsan bu dünyada huzuru ve özgürlüğü aradığı kadar ahirette de ne yapacağını aradı mı?
İmanlı olan bir insan huzurlu bir hayat yaşar. Bazı insanlar özgürlüğünün kıymetini bilemez. Çünkü bizlerden önceki devirlerde insanların özgürlüğünü kısıtlayıcı kurallar vardı. Özgürlük, bir insanın hayatında olması gereken bir kelimedir. İnsan, hayatta ağlar, üzülür, mutlu olur, sevinir ve kırılır. Ama insan hiçbir zaman hayata küsmeyecek ve hayata pes etmeyecek. Daima huzurun ve özgürlüğün peşinde olacak. Bu hayat, insanı çamura batırır, çukura sürükler ve insanın pes etmesini ister. Ama biz şeytana ve kendi nefsimize yenik düşmediğimiz durumda hayata da yenik düşmüş olmayız. Özgürlük insanı dinlendirir ve ferahlatır. Deniz kenarında dinlenmek ya da kuşları seyretmek insana çok iyi gelir. Hayattan birazcık olsa uzaklaşmış olur. Dizilerde ya da filmlerde oynayan kişiler oyuncu değildir. Dünyada yaşayan herkes oyuncudur. Dünyada tanınmış kişiler ünlü değildir. Her insanın kendi içindeki çocuk ünlüdür.
Kitap yazarak ya da insanlara faydalı birisi olarak tanınmak, farklı kılıklara girip dizilerde ya da filmlerde oynayarak tanınmaktan daha iyidir. Çünkü insan bu hayatta kendi özgürlüğünü düşündüğü kadar insanların içindeki kendi itibarını da düşünmelidir. Bir insanın, toplum içindeki yeri veya şahsiyeti o insanın kendi kariyerini belirtir. Kariyersiz ve şahsiyetsiz olan bir kişinin hedefi ve amacı da yoktur. Çünkü kendimize hedef belirlemek için ilk önce kendi kariyerimizi çizmemiz ve belirlememiz gerek. İnsan toplum içindeki yerini belirledikten sonra huzuru ve özgürlüğü kat kat artar. Özgürlük deyip geçmeyin. Bir kelimenin içinde bin cümle vardır. Biz o kelimeye değil, o kelimeden ne çıkardığımıza bakacağız. Biz huzur ve özgürlük kelimesini hayatımıza yansıtıyor ve hayatımızda o kelimelerin içindeki cümleleri uyguluyorsak bu güzel bir iştir. Ama insan huzursuz ise kendi dertleriyle insanları da üzemez. Çünkü o kişinin buna hakkı yoktur. Ama dertlerini paylaşıp sıkıntılarından uzaklaşsa ve yaşadığı olaylardan ders alsa önünde huzurlu ve özgür bir yaşam olur. Özgür olmak, para, mal, mülk ve zenginlik istemez. Sadece huzurlu bir aile ister.
Yunus Emre bir şiirinde şöyle demiştir:
Mal sahibi, mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi?
Malda yalan, mülk de yalan,
Var biraz sen de oyalan!