Spesifik restorasyon çalışmaları oluyor gönlümde; klavyemin öcüler yerinden kaçıp gidesim geliyor ve durduğum an itibariyle tek ona çarpmak… Karnım ağrıyor, yeşil ağaçların usanıp yapraklarını Mora boyadıkları erguvanla kavga edip ayrıldıkları iddia ediliyor. Gönlümdeki ayrılığın biber konferansından tek kendime seslenip kalbim; tek kendi ıssızlığını duyuyor.
Spesifik sondaj çalışmasında ela gözlü yaprağın demetlerine paralellik saçıyor etrafımdan közlerim… Kendimden ayrılıyorum beden işgalimle; ihlalimizin yumrukla son bulduğu berduş saatlerin kahkahası kalbimde çınlıyor. İnsanlar mutlu, insanlar hasretsiz, insanlar çok şanslı. Ben hangi tarafındayım insanlığımın? Tutunup hayaletime, saçımdan bir tel koparıyorum ağaç çıyanlarına. Kumralı sever dalı; falında çıkmıştık birbirimize değil mi?
İçtim bir güzel; restore ettim acı timsali ölü efendilerimi. Beyefendinin şanlı yok oluşu çöktü klavyemin “w”yu “q”dan ayıran basiretinden.
Ben, bir gün yağmur olmaktan vazgeçersem eğer önce gözlerine bakmak cesaretini gösterecek sonra özlerinden yaşamak cinayetimi kürtaj edeceğim. Sözümü tutarım, milyonda bir…
Restore et sen ciğerinin can köşesini; cam kenarından bakmak hayata, beni pek bir yordu…
Dilara AKSOY