Kayıt Ol
Tem 4, 2014
767 Views
0 0

ROMAN OKURKEN ALDIĞIM GARİP TEPKİ

Written by

Tam olarak hatırlayamasam da öyle sanıyorum ki, dört yıl öncesine dayanıyor bu unutamadığım hatıram. Hatıralar benim bakış açıma göre ikiye ayrılıyor, birincisi okudukça hatırlanan ikincisiyse hiç unutulmayanlar ve unutulmayacak olanlar. Bu hatıram ikinciye uğruyor, yani hatırlamam için anılarımı kucalamama gerek yok çünkü hep hatırımda.

Sitemizn bahçesindeyim, yemyeşil ağaçlar ve çimlerin içinde romanımı okuyorum. Bazı dönemlerim olur  benim, ne siyasi ne tarihi ne de başka tür okurum, sadece romanlara yönelirim yılın üç ayı filan. O dönemlerden birindeyim yine. Akşam üzeriydi, güzel esinti yüzümü okşarken ben satırlarda geziyordum. Derken siteden bir arkadaşım hasıl oldu yanımda. Kısa bir hoş beşten sonra okuduğum kitaba bakıp türünü sordu, ben de cevapladım. Romandı elimdeki kıymetli eşya. Sonra asla kabul etmediğim bir cümleyle sürdürdü konuşmasını arkadaşım: ” Ne diye milletin uydurduğu hikayeleri okuyorsun.”

Okumama değildi bu tepkisi roman türüneydi. İnsanların hayalini, ürettiği kıymetli varlıkarı okumak ona göre ”milletin uydurduğuydu.” Üzülmüştüm bu düşüncesi sebebiyle kendi adına. Bilmediği çok şey vardı romanlarla alakalı. Bir kere her roman asla sadece hayal ürünü değildir, gerçeklerden de yola çıkılır çoğu zaman, ayrıca hayal ürünü olması bir romanın asla değerini sekteye uğratmaz. Ki zaten bilinmelidir ki, her hayal ürünü, şüphesiz ki bir gerçeğe dayar merdiveni. Dünyanın neresinde yazılmış olursa olsun, o dünyanın herhangi bir yerindeki gerçeğe mutlaka ulaşır o hayal ürünü satırlar.

Romanlar, satır aralarında bilgiler de verir ayrıca. Hayal ürünü romanlarda hiçbir şey kazanamdığını düşünüyorsan yanılıyorsundur. Yörelere uzanır, tarihe uzanır, dünyanın öbür ucuna uzanır… Evet, bilgi verici tarzda yazılmaz belki çoğu roman fakat bu durum, öğreticiliğine asla taş atmaz romanların. Bu yüzden romanlar her tür gibi bize çok şey katan, kıymetleri çok fazla olan kitaplardır. Ben geciktiğim her roman için o an okuduğum romandan özür diliyorken, bazı zihinlerin onlara ‘milletin uydurduğu’ diye bakması gerçekten acınası bir hal.

Ertugrul Tuncay

Yazmak, bir nevi konuşmaktır okuyanla.
Yazmak, içten gelen bir dışavurumdur.
Yazmak, nefes almaktır.
Kısacası yazmak, yaşamaktır.
Avatar

Latest posts by Ertugrul Tuncay (see all)

Article Categories:
Anı

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.