Kayıt Ol
Ara 24, 2016
948 Views
0 3

Ruhsuz Köpekler!

Written by

-Hikayede bir sorun var;
ama ne,
bulamıyorum.

-Sonunda ilgimi çekmeyi başardın, bak!
Bravo!
Peki hikayenin kendisinde mi yoksa içerisinde mi
sorun?

-Biraz öyle oluyor sanırım.
Sorunu çözmeye,
anlamaya çalışıyorum.
Anlam veremediğim anlamsızlıklar çıkıyor karşıma
sonra durup bakıyorum öyle
ve sadece izliyorum.

-Onları çözmek için herhangi bir atılımda bulunmuyorsun,
anladığım.
O da tabii
anlamsız olmalarından.

-Önceden öyleydi.
Birkaç gündür bir şeyler yapmaya başladım.
En azından ufaktan da olsa iyiye doğru gidecek
bütün
bu
herşey
diye düşünüyorum.
Para sıkıntı sadece,
şu aralar.

-Onun da çaresi sende mevcut oğlum.
Ayrıca zevk alarak yapıyorsun.
Hangi insan zevk alarak para kazanıyordu?
Her insan zevk alarak para kazanamıyor.
Bunların büyük bi’çoğunluğu, bakmakta mecbur oldukları bi’aileleri, çocukları veya kardeşleri olduğu için çalışır, para kazanırdı, kazanıyorlar.
Ama senin böyle bir sıkıntın yok.
Sen sadece kendine bakmak ile mükellefsin.
Ve sana
neyin
ne kadar yeteceğini
senden başkası
bilemez.
Sen sadece salağa yatıyor, dışarıya uyuşuk, böyle işe yaramaz, uslanmaz, tembel bir insan görünümü veriyorsun ve kendin de buna kanıyorsun. Ama aslında sende mevcut olan potansiyeli görmezden geliyor ve çakılıp kalıyorsun olduğun yerde.
Demek istediğim, ihtiyacın olan herşey sende mevcut zaten. Sadece onları nasıl kullanacağını ya da tetikleyeceğini diyeyim,
bilemiyorsun.
Sabah çık güneşe karşı,
gözlerini kapat
ve yüzünde hisset
bütün o haşmeti ile
ışınlarını
güneşin.
Kendini herşeyden soyutla.
Bunu yapabilirsin.
Ben yaptım
çünkü.
Yüzümdeki bütün sinirlerin
buharlaştığını hissedebiliyordum.
Ne bir tebessüm
ne de asık bir sürat vardı;
sade ve katkısız,
tamamen objekt;
kusursuzdum
o
an
ve nihayet;
nihayet kabuğumdan sıyrılıp süzülmeye başladım,
tıpkı
ateş desenli bir kelebek gibi
altın ışınların göğsünde.
Durup
kendime baktım.
Tıpkı hissettiğim gibiydim:
gerçekliği kavramış,
kendinden emin
ve kararlı;
her an kapışmaya hazır;
tam da hayalini kurduğum gibi
bi’ben vardı,
karşımda.
Öbür taraftan,
zihnim tamamen boşalmış,
yüzümde,
tarifi imkansız zemheri.

Saçlarım güneş ile taçlandırılmıştı.
Süzülüyor
ve parıldıyordum.
Konuştum.
Ve konuştum.
Başımı salladım.
Düşünmek için fazla vakit yoktu
ve üstelik
feci kafam güzeldi.
Durdum öylece
ve bir şey diyemedim.
Haklıydı.
Ve ben
hiçbir şekilde
kendimi savunma hakkına sahip değildim.
Savunulacak bir şey yoktu
çünkü,
bu
amına koyduğum
popüler kültür
ve boktan yaşam tarzlarına,
bunu takiben;
ilişkilerine,
sevişmelerine,
sevgi ve şehvet duygularına,
bir bütün olarak
satılmış
ve kirlenmiş ruhlarına;
savunulacak hiçbir şey
yoktu,
bunlara karşı,
dostum,
hiçbir şey.
Eğer
savunmaya kalkışsaydım
çünkü,
meşrulaştırmış olurdum,
bütün
bu
yaptıklarını
ruhsuz köpeklerin.
Ve sen de çok iyi biliyorsun ki;
sevgili dostum,
meşru olan hiçbir şey
temiz değildir.
Muhakkak kirli bir yanları vardır

MoseGama

Hiçkimsenin yanaşıp konuşmadığı insanlara yanaşır,
onlarla konuşurum;
hiçkimsenin sevmediği köpeği sever,
hiçkimsenin gezmediği sokakları gezerim,
hiçkimsenin çıkmadığı bir saatte.
Aranızdan herhangi biriydim, soyutladınız.

https://www.facebook.com/MoseGama
Avatar

Latest posts by MoseGama (see all)

Article Tags:
·
Article Categories:
Yeraltı Edebiyatı

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.