Gecenin bir yarısında rukiye çölün ortasında korku içinde bir oraya bir buraya koşturuyor,karanlıkta hiçbirşeyde göremiyordu.rüzgarın savurduğu kum tanecikleri zavallı kızın ıslak gözlerine yapışıyor ona derin acılar veriyordu.buraya nasıl gelmişti,nasıl eve gidecekti hiçbirşey bilmiyordu.zavallı kızcağız dizleri üzerine çöktü elleriyle gözlerini ovuşturarak anneciğim anneciğim diye ağlamaya başladı.sonran birden etraf aydınlandı.annesinin sesi geldi kulağına işte o anda içi bir tuhaf oldu rukiyenin ve ellerini gözlerinden çekti. sese kulak verdi.
—kızım hadi uyan kalk güzel kızım….
Rukiye gözlerini açtı yatağında olduğunu anladı annesi alnını okşuyor terini siliyor içli içli ona uyanmasını söylüyordu.
—anne çok kötü bir rüya gördüm
—tamam güzel kızım hadi kalk baban bekliyor
—ne oldu anne daha sabah olmadı ki neden gece yarısı kalkıyoruz?
—hadi kızım kalk derken sesi titriyordu annesinin.
Rukiye kalktı annesi ona en güzel elbisesini giydirdi.sonra saçlarını taradı.rukiye henüz altı yaşında olmasına rağmen yaşıtlarına oranla çok akıllı bir kızdı.annesine sordu
—anne nereye gidiyoruz?
—dayına kızım dayın ömer e gidiyoruz derken içi burkuldu kadıncağızın sonra bir damla yaş süzülüp geldi gözlerinden.
—yaşasınnnnn dayıma gidiyoruz dayıma ömer dayıma
ençok sevdiği dayısıydı ömer dayısı rukiyenin.rukiye annesinin ağlamasına bir anlamda veremiyordu.
—niye ağlıyorsun anne
annesi rukiyenin sevinçli halini görünce dayanamadı sımsıkı sarıldı kızım canım ne olur anla beni seni çok seviyorum seni çok seviyorum dedikten sonra artık gözyaşları sel olmuş yanağından aşağı akın ediyordu.tüm bu olanlara anlam veremeyen rukiyenin içi korkuyla doldu.işte tam o sırada kapı önünden bir ses duyuldu.
—amine kız amine hala hazır etmedin mi şu kızı
bu sesin sahibi rukiye nin babası ebrehe den başkası değildi.
—titreyen cılız sesiyle ettim diyebildi amine
sonra kızının elinden tutup kapı önüne getirdi onu ve eşi ebreheye ıslak gözlerle bakarak acıklı ses tonuyla yapmasak olmaz mı diyebildi.
—ebrehe nin kaşları çatıldı ne saçmalıyorsun be aptal kadın daha dün kabede hübel e söz verdim.yapmasak olmazmıymış hübel in laneti üzerimize mi olsun istiyorsun?
Amine nin ağzından vısıltı şeklinde hübel in canı cehenneme diye bir ses çıktı.işte bu esnada ebrehenin sert tokatı zavallı kadının suratında patladı ve sırtüstü yere yığıldı.bütün bu olanları o ana kadar sessiz ve korku içinde izleyen rukiye annesinin yere düşmesiyle ona doğru koştu ve sarılarak
—annne anneciğim kalk ne olur kalk
babası rukiyeyi kolundan tutup çekti yerde yatan karısına bakarak buna nasıl cüret edersin adi kadın yoksa sende o sersem kardeşin gibi hanifliğimi seçtin diyerek baygın kadına birkaç tekme salladı.sonra eline bir kürek alarak rukiye yi kolundan çeke, çeke götürmeye başladı.
Biraz sonra sessiz bir yere gelmişlerdi.etraf zifiri karanlıktı.sanki ay bütün bu olanları görmemek için saklanmıştı bulutların ardına rüzgar acımasızca esiyor onların yürümelerini zorlaştırıyordu.rukiye ağlayarak
—baba nereye götürüyorsun beni hani dayım ömer e gidecektik
—kapa çeneni dayını falan artık görmeyeceksin
—neden böyle yapıyorsun baba annemi niye dövdün?
—sana hesap verecek değilim üstelik o sersem dayının adını ağzına bir daha alma gerçi istesende alamayacaksınya
zavallı kız babasının dediklerinden hiçbirşey anlamıyordu.babası onu nereye götürüyordu üstelik bu kürekte neyin nesiy di,bir anlam veremiyordu.kızcağız bunları düşünürken babası onu elinden çekiştiriyor babasının temposuna dayanamayan kızcağız soluk soluğa kalıyordu.
Rukiye soguk havanın etkisiyle üşüyor,korku içinde neler olacağını düşünüyordu.sonra aklına birden komşularının kızı gülsüm geldi kısa süre önce babası onu bir gece götürmüş ve gülsüm ü bir daha kimse görmemişti.gülsüme ne olmuştu acaba bunu daha önce hiç bu kadar merek etmemişti.sonra babasının gülsümün babasıyla konuştuğunu hatırladı.gülsümün babası ben kendimi refaha çıkardım artık içimde ne korku nede bir endişe var bütün işlerimde rast gitmeye başladı.hübel şerefli insanların yanındadır ey ebrehe sen ne zaman kendini aklıycaksın?demiş babası da yakın da ya Osman yakında demişti.neydi yakında olacak olan içinde korku daha da alevlendi.gülsüme her ne olmuş sa şimdi ona da o olacaktı.
Karanlıkta koştururcasına yürüyorken aniden durdular.etraf çok karanlıktı.rukiye dikkatlice etrafa bakındı sonra hemen önlerinde bir çukurun olduğunu fark etti.bu çukur ebrehenin daha önceden kazdığı bir çukurdu.rukiye bağırarak ağlamaya başladı.demek gecenin bir yarısı süslenip giydirilip dayıya gitmenin adıydı toprağa diri, diri, gömülmek
—babacığım yapma, lütfen yapma
—kes sesini aptal çocuk
—rukiye kendisini tutan babasının eline dişlerini olanca kuvvetiyle geçirdi ve babasının dalgınlığından faydalanarak koşmaya başladı.karanlıkta olanca hızıyla koşuyordu.sonra bir toz bulutu savurdu rüzgar zavallı kızın gözleri kumla doldu.artık hiç göremiyor ama hala koşuyordu.
Biraz sonra nefes nefese kalmıştı.bütün gücü bitmiş olmasına rağmen koşmaya çalışıyordu.sonra sırtına gelen sert bir tekme onu yüzükoyun yere serdi.tekme öyle sertti ki
Zavallı kızcagız darbenin etkisiyle yerde yüzükoyun sürüklendi ve toprak adeta yüzünün derisini aldı.rukiye acılar içinde inliyor nefes almaya çalışıyor fakat alamıyordu.
Zavallı kızcagızın gözleri dışarı fırlayacak gibi oldu kanlanmış gözleri çektiği ıstırabı anlatmaya yetiyordu soluk almakta zorlanan kızın yüzünün damarları şişmiş yüzü mosmor kesilmişti..rukiye öksürüyor aksırıyor bir damla soluk alabilmek için inanılmaz acılar çekiyordu.Sonra bir el onu bacagından yakaladı ve sürükleyerek götürmeye başladı bu kişi babası ebreheden başkası da değildi.
Biraz sonra babası onu çukurun yanına getirdi.bir çuval gibi çukura yuvarladı.Rukiye bir an direnmek istedi ama hiç gücü yoktu gözleri kararmaya başladı artık ölmemek için hiç istek duymuyordu.nasılsa onca acı arasında annesini hatırladı. Anne demek istedi diyemedi.üzerine toprakların atıldığını fark etti.
Sonra ne olduysa oldu,birden bütün acıları geçti ne derisi soyulmuş yüzü acıyor,nede nefes almakta zorlanıyordu içi inanılmaz bir huzurla doldu gökten ona doğru hızla bembeyaz bir şey geliyordu.Bu gelen annesinin suretinde bir melekti.
Rukiyeyi elinden tuttu.ayağa kaldırdı.Rukiye üzerindeki inanılmaz hafiflige şaşırıyor içi coşkuyla dolup taşıyordu.
—anneciğim canım anneciğim
—hadi güzel kızım gidiyoruz
—nereye anne
—evimize kızım evimize
rukiye gülümseyerek aşagı baktı ve kendisini babasının hemen tepesinde gördü bu nasıl olmuştu hiç anlam veremiyor ama içinde en ufak korku yada endişe duymuyordu.kendisine onca acı çektiren babasına gülümseyerek baktı.
—baba babacığım
babası onu duymuyordu nedense hem nasıl oluyordu da böyle uçabiliyordu.sonra babasının elindeki kürekle çukura toprak attığını gördü.çukura baktı içeride yatan kişinin kendisi olduğunu fark etti.vücudu tamamen toprakla gömülmüş sadece sol ayağı açıkta kalmıştı ayağındaki çarığa baktı.uçları sökülmüş çarığa bu çarık ona ömer dayısının hediyesiydi.sonra bir kürek toprak ona ait görünen son şeyide gömdü içi burkuldu.babasına baktı.ama bu bakışlarda sevgiye dair en ufak bir şey yoktu.annesinin elini tuttu.
—gidelim anne uzaklara gidelim ve bir daha da asla geri dönmeyelim
melek rukiye ye baktı gülümseyerek tamam canım gideceğiz ve sen artık hiç üzülmeyeceksin.
Sonra hızla gökyüzüne yükseldiler.
Toprağa ilk verilen kurban rukiye değildi ve sonuncusu da değildi.cahiliye devrinde zavallı kızlar putperest kişilerce aileleri tarafından katledilirlerdi
YAZAN:YILMAZ AÇIKGÖZ
2 comments
Betimleyici anlatım yöntemi gayet güzel kullanılmış . bu sayede okurken oldukça etkilendim… Cahiliye döneminden küçük bir kesit şeklinde olan güzel ve etkileyici hikayeyi Herkesin okumasını tavsiye ederim…
begendiğinize sevindim teşekürler