Bendeki yazma aşkıyla kalktım ve bu küçük sanatsal anekdotumu yazdım.Yanlış anlaşılmasın,yazma sanatı büyük,çok büyük, sonsuz…benim yazım küçük,minicik bir anekdot,içinde biraz felsefe, biraz aşk, biraz sanat barındıran.
Sanatı aşkla yap, aşkı ise sanat gibi.Sanat sadece resim mi,fotoğraf mı? Hayır ! Kesinlikle hayır !
Kitaplığın da bir sanat, yaptığın bir yemek, odanın dekorasyonu da.Yeter ki yaptığın her şeyde aşk olsun. Kurduğun sofrana masa örtüsünden önce aşk ser, ördüğün kazağa ilmek ilmek doku aşkı.
Aşkı hafife alma, o da bir sanattır.O sanatı yapabilen de var layıkıyla ya da özensiz, zerafetsiz bırakıp kaçan da ya da uhuyla !!! Hemen burada aklıma geliveren bir yasanmışlığı aktarayım.
Bir akşam komşu ziyaretine gitmiştik ki bizim oralarda sıkça yapılan bir adetti. Yeni evlilerdi. Kapıyı ev sahibi yeni gelin açmıştı. Elimdeki hediye paketini uzatırken,gelinin bize değil de yan tarafa baktığını gördük. Gözleriyle birini süzüyordu, çok geçmeden anladık kime baktığını, tabi ki taze kocasına bakıyormuş. Olsun bize de bakar nasıl olsa dedik. Damat Bey biraz utanarak, karıcığının göz hapsinde, bizi salona buyur etti. Genç ve güzel kadın bütün gece boyunca gözünü taze kocasından alamadığı için, nasılsınız demek de, kahveye, çaya ben yardımcı olayım demek de bana kalmıştı. Sohbet eşler arasında gayet iyi devam ederken, biz bayanlar bir türlü fırsat bulamıyorduk konuşmaya taze gelin hanımın kocasını aşkla seyretmesinden ötürü. Bari eşlerin konusmasına dahil olsa, yok ne gezer, sadece ön izleme, orta izleme, gecenin sonuna doğru son izlemeyi de bitirdi de biz de müsaade isteyip kalktık. Bizi uğurlarken gözlerini bir an olsun taze kocasından alamayan gelin, eliyle ama bize yine bakmadan güle güle yaptı. Gördüğünüz gibi bu kadıncağız aşkın sanatını, uhulu aşka çevirmişti. Birinci evlilik yıl dönümlerinde de ayrıldılar zaten. Aşk sanatında uhu kullanmayınız lütfen ! ! ! Neyse, başka bir alana, konuşmaya geçelim.
Konuşmada da görürüz aşkı, ya da konuşmayı aşkla yaparız. Kurduğumuz cümleler boğazımızın her boğumundan geçerken, düşünüp bekler, dilde yuvarlanır ve aşkla sulanırsa işte o konuşmada nezaket olur, aşk olur. Konuşma sanatı, karşıyı kırmaz, hedef almaz, ortaya aşkla yayılır. Ses tonundan, ifade şeklinden, seçilen sözcüklerden, hitap edilenin yüreğine ılık meltem dokunur, okşar, huzur yayılır bedene. Beden mutludur. Ruhun gülümsemesi, ağızdan yüksek bir sesle dışarı atılır… İşte budur kahkaha !
Bakın, gördünüz mü yaptığınız her işe sanat, sanata da aşk kattınız mı, her anınız coşku, neşe dolu, enerjiniz yüksek, pozitif ( son yıllarda hep duyduğumuz, bazen yapıp, bazen uygulayamadığımız bir kavram ) bir devridaim…
Sanat aşkı ve uhulu aşk, böyle bir şey. Demedi demeyin !..