Küçük bir çocuk nehir kenarında güzel bir köyde yaşıyormuş. Evlerinin değişik meyve ağaçlarının olduğu güzel bir bahçesi varmış. Şubat ayında sıcak sobanın başında babası ile oturuyorlarmış. Çocuğun canı şeftali çekmiş ve babasından şeftali istemiş. Babası: ‘Oğlum, git bahçedeki şeftali ağacından iste, demiş. Çocuk soğuk havada bahçeye gidip: ‘Şeftali Agacı merhaba, bana bir şeftali verir misin? diye sormuş. Şeftali ağacından bir ses gelmemiş. Bırak meyveyi, üzerinde geçen seneden kalma iki kuru yapraktan başka bir şey yokmuş. Üzgün bir şekilde babasına dönmüş. Babası: ‘Oğlum, meyveyi veren ağaç değildir. Toprak, güneş, su, sıcak hava hepsi bir araya gelir ve zamanı gelince meyve ortaya çıkar.’ Ama hepsinden önemlisi meyveyi ne ağaçtan, ne topraktan, ne de güneşten iste! İsteyeceksen bunların hepsini bir araya getiren ve onların sahibi olandan iste. Herşeyin sahibi olan Allah’tan dile.’ demiş.
Bahar gelmiş, aylardan Mart. Babası bahçeyi çapalayarak gübrelemiş. Zamanı gelince ağaçları budamış. Ağaçlar çiçek açmış, yapraklanmış ama hala meyve vermiyorlarmış. Çocuk babasına: ‘Babacığım, bahar geldi, havalar ısındı. Neden hala meyve vermiyor ağaçlar? Bir de Allah bize meyve vermeyecek mi? Neden bir de sen çalışıyorsun? diye sormuş.
Babası: ‘Oğlum, Allah dilese her zaman istediğimizi verir, Ama herşeyin bir zamanı var. Bizim de emeğimizi katıp yaptığımız işten ve sonucundan daha çok lezzet almamızı istiyor. Kolay gelen, kolay diger. Kıymetini bilmezsin. Pazardan aldığın değil, bahçenden yediğin her zaman daha lezzetlidir.’ demiş.