![tumblr_n6wfix16U61r38siuo1_500[1]](https://gencyazi.com/wp-content/uploads/2014/12/tumblr_n6wfix16U61r38siuo1_5001-300x203.jpg)
Sen gittikten sonra sanırım iki kez Jehan konserine gittim. Üç de olabilir. Belki de hiç. Bilmiyorum hayal de görmüş olabilirim. Gittiğim her sefer, şayet gittiysem yani, “Seni Seviyorum”lar “Gidersen”ler kaydettim dinlemek istersin diye, yollayacaktım sana. Durdum. Hep duruyorum. Sen gittin, ben mütemadiyen duruyorum. Mezarıma mümkünse “Dünya üzerinde en duran adam burada durmaya devam ediyor.” yazılsın. Durmak fiili beklemek olarak da değiştirilebilir.
Üç mü hiç mi ikileminden geldim buraya, devam edeyim. Dün gece rüyamda delirdiğimi gördüm, baya bildiğin Yüzüklerin Efendisi’ndeki Gollum olmuştum. İki kişiyim, birim aynadaki ben, birim de aynaya bakıyor. Belki de oradakiler gerçek ben’im, şimdiyse rüyadayım ve sana yazıyorum. Biri beni çimdiklesin n’olur!!!
“Keşke rüya hiç bitmeseydi” ile “oh iyi ki rüyaymış” dediğim rüyalarım var benim, bu aslında herkeste böyledir. Ve sen gittiğinden beri canım peri (bak “canım” diyebildim ama peri’ye iyelik katamadım ve bu benim şakaklarıma nasıl baskı yapıyor bilemezsin); öncelikle, gidişinin bir rüya olmasını diliyorum. Sonra da bu rüyadan uyanıp “oh be iyi ki rüyaymış” demeyi istiyorum. Uyanıp seni buralarda bir yerlerde görmek istiyorum. Uyandığım an, beni insanlarla iç içe görmeni, içimde de kendini görmeni istiyorum, sen hep buradaymışsın mesela. Sadece bir kabustaymışım mesela.
Ama bu bir rüya değil. “Lanet olsun uyumak istiyorum” diyorum kendime.Tabi bu arada “yeni bir sabaha uyanmamak üzere uyumak istiyorum” diye de ekliyorum. Bunu becerebiliyorum da güzelce, yani uyuma kısmını. Her seferinde bir gün uyanamamanın hayaliyle, bir hevesle uyuyorum. Ama lanet sabahlar yine doğuyor, bir şeyler dürtüyor ve uyanıyorum “yine mi” serzenişiyle… Oysa şimdi bende göreceğin şey; insanlardan kaçan, ara ara kitaplara sığınan, insan içinde başkalarıyla paylaşması gereken şeyleri sadece kendisiyle konuşan bir Gollum.
Evet dünkü rüyam gerçek halim sanırım. Ne kadar kalabalıkta olduğumu, buna rağmen ne kadar yalnız olduğumu hesap et. Gözlerin içinin gülmesi diye bir şey var ya, ben unuttum onu. Ben sana bakarken hep öyle baktım. Şimdiyse öyle bakabileceğim kimseyi bulamıyorum. Bakıyorum, görüyorum, görülmüyorum. Ha seni suçlamak falan değil niyetim bunu yanlış anlama. Ama benim devrim çoktan bitmiş. Bir mucize falan lazım sanırım yörüngemin yeniden hizaya girebilmesi için. Kader kısmet.
Her Jehan konserinde, her Küçük Prens içeriğinde, her kahvede, her not defterinde, her fanzin hazırlığında, her her her… Her neyse o her şeyde aklıma geliyorsun. Kalbime iniyorsun. Bir gün karanlık kalbime insin de bitsin diyorum. Ama olmuyor işte. Sadece o karanlıkta kayboluyorum. Bir şiire sığınıyorum en son;
Biraz zaman geçer sonra
Bir bakarsın hiç yaşanmamış gibi oluruz
Yaşantıyız şimdilik evet canımız yanıyor hala
Ama zaman büyülüdür her yaşantıyı anı yapar
O yüzden
Söylediklerimi boş ver
Gövdene iyi bak*
Bir kilo pamuk mu bir kilo demir mi ağır bilmem de, bir kilo hüzünle ‘kayboldum’ dedim.
(şiir: Ali Lidar
duvar yazısı: Barış Bıçakçı)