Neydi ki sevenin günahı, ha neydi ? Bir tutum umut parçası.. Gecelerini onun yanında imiş gibi sıp sıcak hissedersin, soğukluğuna dayanamaz hemen büzüşürsün ya, işte bu sevenin en büyük suçu .. Bu zaman diliminde tek dostun, sırdaşın yanındaki bir paket sigaran ve ona eşlik etmeye çalışan son birkaç çöp kibritten başka bir şey değildir. Ha birde kederin, dertlerin. Sen gece uyumazsın onu düşünürsün. O ise belki daha senden haberi bile yok, tatlı rüyalarda.. Olsun, o gördüğü rüyanın bile en mutlu olmasını istersin. Sabah kalkar her zamanki yerine gidersin ; duvar dibine.. Gözler sürekli sol koldaki saatte. Geldi gelecek, gitti gidecek. Hep bir telaş. O dün gece mutlu mesut rüyalara dalmışken, sen ertesi sabah ona bir ‘’ merhaba, nasılsın ‘’ gibi bir basit kelamı hangi tonla, hangi kalite de söyleyeceğinin provasını yaparsın. Dedim ya, gözün biri de saatte. Beklersin, beklersin.. Al işte sana sevenin bir günahı daha. Ama bu günah bu seferlik çekilmeye değerdir. Binanın kapısı açılır ve ‘’ o ‘’ çıkar.. Senin beklediğin taraftan geçme mecburiyetindedir ya hani.. Sen titreye titreye bir hoş olmuşsundur ama her şeyi göze alarak bodoslama karşısına çıkarsın. Yüz yüze göz göze gelirsiniz. O basit bir iki kelam aklından uçu vermiş, yok olmuş adeta, tükenmiş.. Elin ayağına, dilin damağına dolaşır. O sana ise küçük bir tebessümle günaydın der, ya da demez. Ama o tebessüm şarttır. Yalan, gerçek.. Arkasına bakmadan sanki kaçarmışçasına uzaklaşır. Çağın en berbat icadını kulağına dayar, en yakın kankası ile sanki memleketi kurtarırmışçasına konuşur, konuşur, konuşur… Sen ise arkasından bakarsın, bakarsın, bakarsın …. Bütün planların alt üst olmuştur. Belki de o harikulade kurgulanmış, ‘’ merhaba, nasılsın ? ‘’ sözcüğü seni hayata 5, 6 0 önde başlatacaktı.. Al işte, sevenin bir suçu daha sırıtmaya başladı .. Sevmek, en büyük hayaldir seven için.. Hayaller, akarsu misali akar gider. Hayaller seni, akarsu sevdanı benimser. Eğer gerçekten istiyorsan onu, o akarsudan kurtulmaya değil, boğulmaya bakacaksın ……..