… Kiliseye doğru yöneldi..
Bundan sonrasını ben anlatacağım. İsmim Kant, aslında ismim değil mahlasım. Çevremdekiler çocukluğumdan öte bu mahlası taktı. Aslında en yakın arkadaşım taktı. Neyse önemli değil fazla kafanızı yormak istemiyorum, bilet saatimiz zaten kısıtlı biran önce müzeyi gezmeye başlayalım. Gördüğünüz üzere karşımızda duran kişi, İsa evet ta kendisi. Bir zamanlar gördüğünüz tüm resimler altın kaplamaydı fakat yağmacılar altınları çaldı. Kilisenin ana kubbesi, kuzey tarafa bitişik. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet’ in fethi sırasında yapı hiç zarar görmemiştir.
“Anlatmaya devam etti, müzenin diğer odalarını’ da gezdirdikten sonra temiz hava almak için bahçeye çıktılar. Küçük tarihi bu muazzam yapı çok şey anlatıyordu. Ardından arka kapıdan çıkıp, müzenin karşısında bulunan kafeye geçtiler. Kant, rehber olmamasına rağmen profesöre müzeyi gezdiriyordu. Buluşma amaçları sadece müze için değildi ve oldukça gizli kalması gereken bir konuydu. Oturdukları masa kafenin bahçesindeydi, hava güneşli ve rahatlatıcıydı. kahvelerini sipariş ettikten sonra..”
– Evet profesör müzeyi beğendiniz mi?
“Profesör nazik bir şekilde;”
– Bahsettiğin kadar varmış, tarih görmek için bir çok ülkeye gittim fakat bu kadar yakın olduğumu bilmiyordum.
– Baksanıza cafede oturup kahvesini içip yemek yiyen insanların bir çoğunu tanıyorum, neredeyse hepsi bu muhitte yaşıyor ama hiç biri karşılarında duran kilisenin, Eminönü’ ne kadar uzanan bir tüneli olduğunu bilmiyorlar. İsterseniz profesör, kahvelerimiz bittikten sonra hemen üst caddedeki Mimar Sinan’ ın yaptığı Mihrimah Sultan camine gidebiliriz.
“Kant araştırmaya ara vermek istemiyordu, profesörün cevabını merakla bekledi.”
– Kant, biliyor musun sana akıl erdiremiyorum. Bu bölge hakkında kenar mahalle diyorsun ve benim yaşadığım semt olan Cihangire taşınmak istiyorsun. Doğrusunu söylemek gerekirse evlerimizi takas yapabiliriz..
“Profesör neşeliydi. Fazla ip ucu bulmuşlardı, olması gerektiği gibi.”
– Kahveyi beğendiniz mi?
– Evet, çok sert.
– Profesör bu kafeye uzun zamandır geliyorum, artık çalışanlarıyla içli dışlı olduk. İçtiğiniz kahvenin telvesi bana ait. Kısıtlı miktarda ara, ara getiriyorum. Evime misafir olarak gelirseniz orada’ da ikram edebilirim, hem dedemle tanışmış olursunuz.
– Dedenden bahsettin’ de onu her anlatışında babama benzetiyorum. Hem kökenimizde birbirine yakın. Bir kaç araştırma sonrasında DNA’ mızda ortak özellik bulmamız zor değil.
“Profesör genelde herkese espirili şekilde yaklaşmaz, telefon görüşmeleri haricinde ilk buluşmasında Kant’ ın ona gösterdiği saygı ve tavır hoşuna gitmişti. Kant tebessüm etti.”
– Profesör konuşmamıza burada devam edeceksek masa değiştirmemiz gerekli, buradaki bir kaç garsondan pek memnun değilim.