SOSYAL MEDYA VE YALNIZLIK
Bitti diyordu ,bitti sevgilim seninle olan ilişkim buraya kadar.Öyle işte çok şatafatlı cümleler bekleme benden bu bir ayrılık yazısı.Kısa olması gerekir ,hasta ziyareti gibi.Bizim ilişkimiz de hastaydı zaten.Ölmeyi bekleyen bir son dönem hastaydık ikimiz de.Ve bulaşıydı bu hastalık ,biz de başkasından kapmadık mı bu mikrobu,biz den de başkasına aktarılmıştır muhtemelen.Şasırma öyle ,ne diyor bu diye de asma suratını.Neden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun.Sen ey sosyal yalnız,sana gerçek bir sevda dilerim.
Aslında sosyal medya ve yalnızlık iki ayrı konu gibi görünse birçok kesiştiği durum vardır kuşkusuz.Şimdi tek tek ele alalım bu kavramları.
‘’Sosyal medya’’.Ne kadar da sosyaliz değil mi dostlar.Her birimizin facebook,twitter,foursquare,instagram,tumblr,youtube , vine ve adını çıkaramadığım birsürü siteden en az birinde üyeliği vardır.Ve hepsinde de birsürü arkadaşınız vardır.Ama nasıl arkadaşlıklar!.Hani ‘kanka eklesene beni ya’ deyip de bi defa bile konuşmadığınız arkadaşlardan tutup da ,hiç tanımadığınız ve saatlerce konuştuğunuz arkadaşlara kadar.Muhakkak,her bir arkadaşın ayrı hikayesi vardır o listeye girmesinde.Zaten kimsenin sizden ne kaç tane sosyal ağ kullanıyorsun, ne de kaç tane arkadaşın var sormasını beklemeyin.Benim derdim,bu sosyal ağların nasıl kullanıldığıyla alakalı.
öyle bir hal almışki nereye gitsek hangi ortamda bulunsak bi şekilde bağlantı kuruyoruz bu durumda yani sosyal medyayla.Şikayetçimiyim bu durumdan.Evet kesinlikle.Çünkü her ne kadar güzellikleri olsa da bu kadar iç içe yaşamamız ve bizi adeta esir alması beni rahatsız ediyor. yaş yaş incelemek gerekirse:Doğduğunuz anda hatta belki doğmadan bir facebook sayfanız açılıyor ve siz daha annenizi görmeden birçok arkadaşınız bile oluyor.Biraz büyüyor ve okul çağına geçiyorsunuz, daha yazı yazmayı öğrenmeden telefon kullanmasını öğreniyor ve bir daha düşürmüyoruz elimizden.Biraz daha büyüyor ve size daha doğmadan açılan facebook’u aktif şekilde kullanmaya başlıyorsunuz.Artık her gittiği yerde check-in yapabilir,her ortamda selfie çekebilir,normalde iki kelimeyi yan yana getiremezken sosyal ortamda her türlü atarlı ergen mesajları atabilir,yine bu iki kelimeyi yan yana getiremeyen genç hiç tanımadığı insanları sosyal ortamda tanımaya çalışabilir ve bunun adını da özgüven koyabilir.Artık problemleriniz sadece en çok paylaşılan haberler olur,en cok re-twit edilen haber ise en önemli haber.Bilgiye nasıl ulaşıcağınızı bile bilmez,önünüze pardon sayfanıza düşen bilgi kırıntılarıyla karnınızı doyurursunuz.ve bu genç bir iş sahibi olur.İşte bile bir facebook twitter molası vermek için kendini paralar.Saata bakmak için saat değil telofon kullanılır.çünkü saate bakarken telefonun tuş takımı açılır,internet aktifleştirilir,zaten ezbere bir iki hareketle hemen facebook,twitter açılır ve başlanır okumaya birşeyler.aaa evet saate bakacaktınız değil mi? Saatin kaç olduğunu ne siz önemsersiniz ne de patronunuz sadece gençliğiniz önemser.çünkü şairin dediği gibi’’ hayat kısa ve kuşlar uçuyor’’ ve giden bir şey asla geri gelmiyor.ve gün gelir evlenizsiniz.şimdi ne yapılacaktır?eşiniz nufus cuzdanında soyismini değiştirken sizde o sıra facebookta adınızı değiştirmekle uğraşırsınız.Ne de olsa evlisinizdir ve hayatınız bir çatı pardon bir facebook altına girecektir ve bu da birinsiyatif değil bir mecburiyettir.ve yavaş yavaş geçtiğinizi sanırsınız ömrünüzün ama bir bakmış ölmüşsünüzdür.ve artık nufustan düşme vakti gelmişti artık sizi ve bir yazı çıkar sayfanızda.’’ÖLDÜ ‘’
Peki ya yalnızlık ?
Nice nice yapılmıştır aşkın tarifi.peki ya yanlızlığın tarifini kaç yürekli şair çıkıp dile getirmiştir.En cesurlarından Atilla İlhan bile ayrılığın vermiş olduğu yalnızlık temalı şiirinde ‘’ayrılıklar da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili ‘’demiş ama bu cümle bile kurtaramamıştır yalnız insanı yalnızlığından.çünkü yalnızlık sadece yalnızlıktır.Tarifi yapılması gerekir mi bilmem ama nedeni araştırılması gerektiği kesindir.
O kadar global bir problemdir ki yalnızlık,sokakta biraz dikkatli bakarsanız etrafınıza aslında hepimizin sosyal bir yalnız olduğunu görürsünüz.Bak yeni bir kavram çıktı karşımıza ‘’sosyal yanlızlık’’.(eğer sosyoloji okuyor olsa idim ,muhtemelen bitirme tezim olacaktı bu kavram).Sosyaliz ve yalnızız dostlar.Arkadaşlarımız var ,işimiz var ,işyerinde arkadaşlarımız var fakat hala yalnızız.Beraber vakit geçiriyoruz ,yemek ,kahve ,sigara,sinema … derken nasıl oluyor da hala yalnız diyebiliyoruz bu insan katogorisine?Neden biliyor musunuz dostlarım.Çünkü yalnızlık ne kaç arkadaşınız olduğu ne de onlarla ne yaptığınızla ilgilidir yalnızlık bedeninizin ruhunuza ne kadar barışık oluğuyla ilgilidir.Eğer bu bütünleşmeyi sağlayamazsa insan ,yalnız olarak kalacaktır.ve hep eksik kalacaktır bir tarafı.Hiç bir maddi güzellik tatmin etmeyecektir ve hiçbir zaman doyuma ulaşamayacaktır fani dünyada bedeniniz.Yani özetle dostlar bedeninize asıl arkadaş ruhunuzdur,ve mutluluğunuz da ruhunuzu nasıl beslediğinize bağlıdır.
Giderek sosyalleşiyor ve giderek yalnızlaşıyoruz.Sosyalleşmeyi insanda ve yalnız olmanın verdiği burhanın ,çözümünü de yine insanın kendisinde ararsak güzelliklerin bize merhaba diyeceği kaçınılmazdır.
Bitti diyordu ,bitti sevgilim seninle olan ilişkim buraya kadar.Öyle işte çok şatafatlı cümleler bekleme benden bu bir ayrılık yazısı.Kısa olması gerekir ,hasta ziyareti gibi.Bizim ilişkimiz de hastaydı zaten.Ölmeyi bekleyen bir son dönem hastaydık ikimiz de.Ve bulaşıydı bu hastalık ,biz de başkasından kapmadık mı bu mikrobu,biz den de başkasına aktarılmıştır muhtemelen.Şasırma öyle ,ne diyor bu diye de asma suratını.Neden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun.Sen ey sosyal yanlız,sana gerçek bir sevda dilerim.