Bilmiyoruz biz gençler olarak nasıl bir rüzgar bizi savuruyor ki dağılıp gidiyoruz.
“ 4 genç koşar adımlarla kahveye gelip oturdu ve konuşmaya başladı. Konuşuyorlardı öyle içten bir şekilde konuşuyorlardı ki dinleyenler sanki susuz olup kelimeleri su niyetine içiyorlar gibi dinliyorlardı.” Aslında sıradan olan bu duruma biraz benzetme yapılınca çok güzel bi durumu alsada bizde görmüş ve yaşamışızdır. Şimdi ki gençler buna bende dahil aynen şu şekilde olmakta: “4 genç koşar adımlarla kahveye gelip oturdu ve elindeki telefondan kaydıra kaydıra bitmeyen sayfaları geçmeye başladı. Garsonun gelmesiyle herkes içeceği şeyi söylemek için kafasını kaldırınca karşısındaki yabancıyı gördü. Aslında yabancı değildi bu kişi hee bu kişi ilkokuldan beri tanıdığı en yakın arkadaşıydı. Bu kadar abarttığım için kusura bakmayın durumumuz bu olmakta ve gittikçe de artmaktadır.
Teknoloji iyi bi şey olmasına rağmen biz gittikçe salaklaşıyoruz gibi. Muhabbetin yavaş yavaş azaldığı bi dünya olmaya başladı. Fikirlerin sabit espirilerin bile sosyal medya üzerindeki durumlar olduğu belirmekte. İnsanlar o kayan ekranlarının dışına çıkmaya korkar oldular. İnsanlarda gittikçe artan bir şekilde sabit fikirlilik olmaya başladı buna ‘koyun da’ denilebilir. Saçma olan durumları tartışmaya (elbisenin rengi ne?) bizlere hiçbir şey katmayan insanları idol olarak seçmeye başladık. Abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz bu durum normal (düşünmekte normal bir şeydir bu arada) geçenlerde bir elektrik kesintisi geçirdik ülkece, bu kesintiyi düşünmek yerine telefonun şarjının ne kadar kaldığını düşünüyoruz ve tartışıyoruz.
Benim asıl korkum 18 yaş ve üzeri insanlar için değil alt kesim için. 7-8 yaşında sosyal medya açmaya teşvik ettiğimiz çocuklar bu dünyayı nasıl gördüğüdür. Bu durumun onlara zararı ne olduğu?
23 Nisan günü Gsm Operatöründen gelen mesajın içeriği, telefonunuzdan çok çocuğunuzla çocuğunuzla ilgilenindi. Durumun herhalde en genel tanımı. Bunu bizi devamlı yapmaya çalışan operatörden gelmesine hiç girmiyorum.
Geçenlerde parkta oturmuş kitap okuyordum. İlk kez açık alana çıktım kitap okumak için ve kafamda bu telefondan kurtulma düşüncesi var. Yanıma almadım telefonu çıktım gittim parka. Okurken yanıma 4 çocuk geldi yavaş yavaş arkamdan dolaşarak sataşmak için gelseler de biz bi güzel konuşmaya başladık. İlk önce adlarımızı sorduk? Üçününde Nihat olduğunu duyunca bi şaşırma oldu ama bu durumu hemen atlattım. Yaş felan derken en sonunda abi senin telefonun var mı sorusu geldi? Var nolmuş ki dedim bende. Markasından girdi daha on yaşındaki çocuk kendilerinde olan çok büyük ekranlı telefonunu söyledi ve çocuğa has olan ambulans sireninin arkasından koşarak gittiler. Görüşürüz bile demeden. Buna alınmadım hatta bu duruma sevindim çünkü hala çocuklardı.
Çare derseniz ben de bilmiyorum ama bir gün o telefonu bırakabilirsem üç ay ondan uzak kalabilirsem bir şeyler oluşabilir. Ondan uzaklaşmadan çare yok gibi.