Tüketim Toplumu
Tüketim toplumu ya da tüketimcilik, hizmetler ve üretim sektörü ekseninde olmaktan ziyade boş zamanın ve üretilen malların tüketimi ekseninde örgütlü hale gelen ya da örgütlenen toplumları ve bu eylemi açıklayan sosyoloji terimidir. Tüketimcilik günümüzde toplumumuzun da içinde bulunduğu bir fenadır. Yaşadığımız dönemde insanların karakterleri artık sahip olduklarıyla analiz edilebilir hale gelmiştir. Benzer özelliklere sahip iki akıllı telefona sahip birey diğerinin markası daha az popüler ya da alt olduğu için karşısındakinin yalnızca bunu ölçüt alarak maddi durumunun kötü olduğuna kanaat getirebilmektedir. Büyük markalar ve kapitalist şirketler tüketimi her alanda her yerde özendirmektedir. Zaten tüketim toplumunun genel yapısı , sürekli yeni ihtiyaçların hissettirilmesi ve gündelik yaşamdaki mutsuzluk , hoşnutsuzluk durumlarının ilacı olarak alışverişi sunmaktır. Kadın erkek ilişkileri arasında kadınlar alışveriş sevgisini kendilerine sözde bir özellik edinmiş hale gelmiştir.
Gözü dönmüş tüketim özendiriciliği bu işi dünyanın her yerine el atarak yapmakta ve adına küreselleşme demektedir. Küreselleşme , her şeyden önce yerel ekonomileri yok ederek kapitalist yapılanmaları dünyanın her yerine götürmektedir.Küreselleşme , elini attığı bölgede sempatik bir şekilde bireyleri tüketime özendirip üretimi sıfır noktalarına getirmektedir. Örnek olarak Tibet’te kendi halinde yaşamlarını sürdüren küçük bir kasabada herkes kendi yiyeceğini üretip yemektedir. Ve bölge halkının yaşamları incelendiğinde boş zamanlarının çok fazla olduğu görülür. Köylüye buradaki en fakir ev hangisi diye sorulduğunda verdiği cevap “Burada fakir ev yoktur.” olmuştur. Birkaç yıl sonra küreselleşme bölgeye el attığında insanları tüketime özendirmiş ve markaları getirmiştir. Bölge halkı artık birden fazla işte çalışır ve ailelerine dahi vakit ayıramaz hale gelmiştir. Küreselleşme elini attıktan sonra köylüler oraya giden gazetecilere “Biz çok fakiriz , nolur bize para verin.”demişlerdir. .Küreselleşmeden önce doğayla iç içe yaşayan köyde küreselleşmeden sonra sular dahi neredeyse içilemez hale gelmiştir. Tüketimin özendirilmesi ekolojik çevreyi de etkilemekte ve kârdan başka birşey düşünmeyen bu hareket doğayı da umursamadan katletmektedir. Bu örnekten sonra tüketimin yaygınlaşması serbest piyasa sayesinde her ürüne kolayca ve istediğimiz kadar ulaşmamızın iyi mi yoksa kötü bir şey mi olduğu düşünülmelidir.
İçinde bulunduğumuz tüketim bağımlılığı , toplumun karakterini de etkilemekte ve parayı sahip olduğumuz herşeyin üzerine koymaya çalışarak toplumsal yozlaşmaya basamak inşa ettirmektedir. Bireysel tüketim çılgınlığı toplumsal tükenmeyi mi gerçekleştirmektedir ? Bizleri tüketim çılgınlığına bağlamaya çalışan medya ve pazarlama stratejilerine savunma oluşturulmalı , toplumun bu konuda bilinçlendirilmeye ihtiyacı vardır.
Tüketim ile gelen mutluluğun ne kadar sağlıklı ve bizden neler götürdüğünü anlamalıyız. Gerçekten hepimizin istediği hayat tamamen tüketime bağımlı yaşayarak bize kamçı vurulmasına müsaade etmek ve zar zor elde ettiğimiz gelirleri bir çırpıda küçük şeylere harcayarak geçici mutluluklara erişmeye çalışmak mı düşünmeliyiz. Ne olursa olsun mevcut sisteme alternatif , artık vazgeçilmezimiz haline gelen tüketim bağımlılığını azaltmaya ve tüketimi minimuma indirerek mutlu olmanın yollarını aramalıyız.
RYC