Kayıt Ol
Haz 13, 2014
1718 Views
0 0

Umudunu Kurşun Sıksan Geçmez Bir Gecede Kaybedenler

Written by

M.’nin taşlı sopalı aşk öyküsü lise yıllarında başladı. Çoğu kişi anlayamadı onu. Bilincine dokunamadı. Aslında ara sıra kendimi görüyorum onda. Bir şeylere elinde olmadan başka bir şeylerin anlamını yüklemeyi çok iyi biliyor. Belki de en iyi yaptığı şey budur. Yani bilmiyorum. Tek bildiğim hayatımda gördüğüm en iyi ” bekleyen adam ” olması.

Bir akşamüstü oturduk zihnimizin kapısında. Oturup dörtlükler okuduk, karanlığa sövdük.
İki kadeh, iki adam, Neşet Ertaş ve vazgeçtiklerimiz.. Kayıp gittiler zaman kaydırağında. Durduramadık.

” Oğlum çok zor lan ! ” dedi birden.

” Aldırmazsan zor olmaz. ” dedim.

Dediğime aldırmadı.

” Her gün aynı şey için savaşıp her gecenin aynı bitmesi… Harbi çok zor. Bununla ilgili bir şeyler de yazsana. Sen güzel yazarsın. ” dedi.

Bir sebep vardı o akşam onu dinlemem için. Dilindekileri esirgemezdi kimselerden. Elleri gibi sözleri de kumral bir adamdı. M. benim gözlerimden bakıyordu o gece. Sıcak bir geceyarısında anlatıyordu tüm bunları. İki büklümdük. Gök yüzünün sarkık yıldızları, eskimiş bulutları ve toprak kokusu dik oturmamızı engelliyordu. Dünya üstümüze üstümüze geliyordu çünkü. Kara hislerden söz ediyordu bana. Hiç açılmaması gereken konulardan. Tüm doğal afetler ayağa kalkıyordu o akşam. İster istemez şahit oldum ben de. Şahit oldum ve parmak kaldırdım onun aşk hikayesinde. Ne kadar kayda geçti ? Bilmiyorum.

” Bak kardeşim. Şu içinde bulunduğum durumda bir güzel güne hasret kalmayı yaşıyorum. Her güne bir umutla başlayıp aynı şekilde bitiriyorum. ” dedi dişlerinin arasından.

” Buna sebebiyet verenin kim olduğuna dair bir fikrim var. Yüzüne çarpmak gibi olur diye çekiniyorum ama. ”

Bir sessizlik…

” Kimi zaman konuşmuyoruz. Kendi haline bırakıyorum, gelmiyor. Sonra öyle bir geliyor ki sanki içini söküp almışlar. Üzülüyorum lan. Sorgulamaktan bıkmıyorum buna rağmen. Hep sorguluyorum. ” Ne, neden, niye ?” diye. Ama hep aynı cevap… ”

” Hangi cevap ? ”

” Hiçbir şey. ”

Bir gürültü…

” Şu an dünya üzerinde seni anlayabilecek en doğru kişinin ben olduğuma yemin edebilirim. Fakat yemin etmekle yetinebilirim. Benim hayatımda malum. ” dedim.

” Biliyorum. ” dedi.

” Hiçbir zaman tutmayacak yerlerden tutmayacak düğümler atmaya çalıştık kardeşim. Stabil bir aşk trajedisinden söz etmiyorum. Tekeri patlak frensiz hayatlarımızdan söz ediyorum. Ama sen böyle söylediğime aldırma. İçince şekilli konuşası geliyor işte insanın. ”

” Neden böyle bir kısır döngü ? Hiç sonu olmayan… Şimdi soracaksın, ee be amına koyduğum niçin hala bu kızın yanındasın. Allah belamı versin ki bilmiyorum. Hasta olduğunu biliyorum ama gerçekten mutsuzum kardeşim. Dibine kadar mutsuzum, göğüne kadar mutsuzum, arşa kadar mutsuzum. Keşke demekten bıktım. Keşke daha iyi olsaydı. ”

” Hiçbir ilerleme yok mu ? ”

” Hapları bıraktı, yine aynı şey. Tarifi imkansız. Sen bilirsin, sen anlarsın ve sen yaşadın ve sen öldün. Biliyorum yok bir çarem. Birden bire son bulmuyor her şey. Birden bire var olmuyor. Sonumun sana benzemesinden korkuyorum. Anlayamaz beni. Anlayacak halde değil. Uğraşamaz. ”

Bir yıldırım…

” Ben en iyi bildiğim yolu sonuna kadar savundum kardeşim. Savunduğum yolda yanıldım sonunda. Yine olsa yine yapacak nitelikte bir insanım. Ben bir hatayım. Seni anlayabilecek ilk insan olmakla beraber sana tavsiye verecek son insanım. ” dedim.

” Hayır, her şey çok normal sanki. Bakıyor bana, bakıyor halime ama beni görmüyor o baktığı yerde. Uğraşmıyor da zaten.. Sanki ben başlattım. Sanki ben çizdim sınırları, ben koydum kuralları. Tek başımayım duvarlar içinde kardeşim. Sürekli buluşmak istiyorum.Acısını, hislerini paylaşmak… Aklındakileri söküp parçalamak istiyorum. Ama canı acır diye korkuyorum bir taraftan da. Tek istediğim yanında olmak… Varlığımı ona ispatlamak istiyorum. Dört ayakla yere basabileceğimizi anlatmak istiyorum ona. Ağır geliyor bu şekilde bunca yük. Kabullenmek olur mu bu durumu ? Olmaz. ”

” Bir bardak su iç istersen ? ”

Bir deprem…

” Bak bu kısır döngü. Mutsuzuz- ben onu toparlıyorum- o beni toparlayamıyor- ben hep aynıyım- mutsuzuz- ben onu toparlıyorum- o beni toparlayamıyor- ben hep aynıyım… ” dedi.

” Seviyor musun ? ” dedim.

” Sevmesem çekilir mi lan. ” dedi.

Sevmese çekilmezdi.

Bir yağmur…

” Her sabah umutlanıp, aynı biter her gün. Ben ise bunu yaşadığım her gün bir kısmımı kaybediyorum. Tükenene kadar da durmayacağım biliyorum. Çünkü sabah kalkınca yine onu seviyorum. Bir insanın sana ihtiyacı olmadığını düşündün mü hiç ? Senin ona en ufak bir şey katmadığını ? ”

” Pas. ” dedim. Bunu kendime ilk soruşumda pes etmiştim çünkü.

” Ben hiçbir şeyim lan. Her şeyim ama aslında hiçbir şeyim. Neydik, ne olduk ? Nasıl geldik, nereye gidiyoruz ? Artık hiçbir şeye ihtiyacım yok. Hiçbir şeye inancım yok. Hislerin ateistiyim senin gibi. ”

” Şimdi neler hissettiğimi anlıyor musun ? Ya da neler hissedemediğimi ? ” dedim.

” Anladığıma lanet ediyorum. Kendimi, beynimi bir girdabın içinde bıraktım oradan oraya sürükleniyorum. Bazı şeyleri sorgularken bazı şeyleri de sorgulamayı bıraktım. Oğlum hiç böyle birinin hayatında bir işe yaramadığını düşündün mü ? ”
” Düşünmedim. ” dedim bu sefer bu fikri acımasızca aklıma vidaladığım halde. Öyle demeseydim bir kere daha soracaktı çünkü. Ve bir kere daha yüzleşemezdim.

Bir fırtına…

” Erkek olmak zorundayım oğlum. Düşersem çok fena düşerim. İstemiyorum. Bir sabah, eğer içimde bir umut olmadan uyanırsam çok fena düşerim. O an kimse toparlayamaz beni. Ne Ahmed Arif ne de sen. Gururumu, aşkımı, erkekliğimi dört bir yana savrulmuş bulurlar. Ben bir daha toplanamam o zaman. Her şeyin içinde bir Antonius’ um tam olarak şu an. Şimdi ne oldu, ne olacak hiçbir fikrim yok. ”

” Kaybettin tam olarak.. ”

” Kaybettim amına koyayım.. Beni mutlu eden tek şey yanımdayken kaybettim ben. Düşmek istemiyorum kardeşim. Çok da korkuyorum. Ayrılmaktan, bir şeyleri kaybetmekten korkmuyorum. O kız için ben bir şey ifade etmediğime inanırsam çok fena düşerim. ”

Bir yangın…

” Umudumu kurşun sıksan geçmez bir gecede yine kaybettim. ” dedi.

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık…
Ve zehir- zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık…

” Bu lan işte yaşadığım. Her gece yastığımda bir cehennem var. Her gece gelmesi için dua ediyorum. Her gece bambaşka filmler naklediliyor tavanıma. ”

” Kapat gözlerini kardeşim. ” dedim. ” Kapattı ki benzeme onlara. ”

Son kez açtı gözlerini.

” Başlığın…” dedi. ‘ Umudunu Kurşun Sıksan Geçmez Bir Gecede Kaybedenler’ olsun.

DEMİEROĞLU

emre demiroğlu

'' Sadece yaz.'' dediler bana
Avatar

Latest posts by emre demiroğlu (see all)

Article Categories:
Hikaye Öykü

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.